23 Aralık 2014 Salı

Dikkat, spoiler var!

Şimdi size harika bir kitap örneği olan Böğürtlen Kışı'ndan bahsedeceğim.

Kitabın ismini bir türlü aklımda tutamayıp israrla "börülce" diyerek kitabın tüm karizmasını mahvettiğim, kalabalıklar arasında bana "vooov!"lar çektiren bir kitap olur kendisi:)
Dedektiflik romanları gibi. Tek farkı dedektif değil gazeteci:)

Kitapta iki farklı hikaye anlatılıyor. Ortak tek noktaları ise, mevsimdis gelen kar fırtınası.
Patronu daha önce de aynı tarih de böyle bir fırtına olduğu için geçmişle alakalı olduğunu düşünüyor< Ve çalıştığı bölümü ilgilendirmediği halde gazeteciden bir mekale yazmasını istiyor. Sonunda gerçekten bir sürü sır çıkıyor ortaya. Kendisinin aile sırları da dahil.

Gerisi de okuyuculara özel kalsın. Veya okuyucu adaylarına.

Son olarak bu saheserin yazarı Sarah Jio' dan bahsetmeden geçmek olmaz.
Çok sade bir üslubu var, su gibi okunuyor. Neredeyse bütün olayları birbirine bağlamış ve bunu ustalıkla yapmış. Yani okuyucuyu yormadan. Okuyanlar bilir, çok sürprizli bir kitap. Ve yazar bütün bu detayların altından ustaca kalkarak kalitesini ortaya koymuş:)

Bu arada hala Böğürtlen Kışı' ndan bahsediyorum..
Yok canım, börülce:)



19 Aralık 2014 Cuma

Trabzonspor Ulan!!!

Benim Trabzonspor' u tutma sebebim, Trabzon' lu olmam değil.

" Takım hep kazansın, memleketimin değeri artsın. " gibi bir düşüncem yok. Hiç bir art niyetim yok yani. Benim sevgim yürekten yürekten... Hem de en derinden...
Zaten kazandığımızda yok ki, beraberlikler aldı başını gidiyor;)
Olsun biz seni yine severiz. Bilmez misin, ne mangal yürekliyizdir biz? ;)

Uyuma konusunda zorlandığımda Trabzonspor yastığım imdadıma yetişiyor, üşüdüğümde hırka niyetine giydiğim formam içimi eritiyor. ;)
E hala inanmadıysan Allah inandırdırsın.

Nursena' yla aramızda geçen diyalog iyi özet olur sanırım.

- Kızım ne bu senin Trabzonspor aşkın?
- Nursena bu hastalık gibi bir şey.

Belki davetsiz misafirlerim arasında Trabzonspor Aşkı da vardır ha?

1 Aralık 2014 Pazartesi

Şiddetli bir fırtına geliyor, Karadeniz tarafından:)

1 Önceki yazımda ( ki bunun 61. yayına denk düşmesi çok ilginç(!) ) Trabzonspor hakkında son bilgileri paylaşmıştım.
Ama bunun artarak devam edeceğini yazmamıştım:)

Şükürler olsun Gençlerbirliği' ni yendik. Haklarını yemeyeyim bu arada, iyi takımlar. Ve bize dört gollük bir kıyak çekmeleri büyük incelikti.
Afiyet bal şeker olsun canlarım. Çok makbale geçti yine bekleriz.

Hepimiz kolayca bilebiliriz aslında maçın yıldızını.Siz deyin Cardozo, Biz diyelim Goldozo:)
3 gol birden attı, bir maçta. Ve sıfır skorla başladığımız lig de sayesinde en golcü takım olduk.
Ben dünya starı diye buna derim arkadaş!

Bir de Galatasaray maçı öncesi " Trabzonspor a fark atarız diyen Semih Kaya' ya cevabım; Tam tersi olmasın?
Sen hiç Karadeniz Fırtınasının şiddetini duydun mu? Tam 61 derece:) 
Duymasanda önemli değil, uygulamalı gördün zaten:)






27 Kasım 2014 Perşembe

Özet olarak; Tarih yazıyoruz:)

Pek sevgili bloğumun 61. yazısında elbette Trabzonspor' umda bahsedeceğim!

Futbol ve basketbolda ki harika transferlerimiz, basketbolda ilk kez Avrupa' ya gitmemiz, futbolda Galatasaray ı 945 gün sonra anca yenmemiz ve Avrupa da 100 gölümüzü tam da bu akşam kaydetmemiz bana şampiyonluk sinyalleri gibi  geldi ne dersiniz?
Bu arada Essaid Belkalem' e sevgiler muck muck:)

Ve Onur' lu kaptan seni de unutmadım...

Koyver gitsin:)

Bu yazıyı yazmaya niyetlendim, ama aslında anlatabileceğim hiç bir şey yok. Anlatılmaz yaşanır kategorisine giriyor çünkü:)
Aslında sadece benim değil, kimsenin anlatabildiğini görmek nasip olmadı:) 

O ne mi? Şöyle söyleyeyim; Hani sabahları uykumuzun açılması için çay ve ya kahve içeriz ya? Bir de kahvaltı tabii:)
Aslında bunlara hiç gerek yok. Sabah namazını kıl, oldu bitti:)
Hadi gelin iki sevabın belini kıralım:)
Bilim tarafından da açıklandı. Ama bir de soyut şeylerden bahsetmek lazım.
Öyle bir huzurla dolarsın ki... Ruhuna dinginlik gelir, zamanının gelmesine çok olduğunu bilsen de, kılmadan duramazsın. Ve bunu yaparken amacın aradan çıkarmak değil. huzura erebilmektir.
İzlediğin diziyi hem çok sevip hem de namazını geçiktirmene sebep oluyor diye sinir olmaktır:)

Hani "zamana bırak" diye bir deyim var ya? Ben de diyorum ki; Namaza bırak:)
Kabul edin, güzel öneri:)



Ne dersiniz, Hz. Ömer bize aşık olsun mu?


18 Kasım 2014 Salı

"Sözde" taraftarlara...

Bir söz var, " Yargılandığın kadar başarılısındır. " diye.

İşte bu Trabzonspor için kesinlikle geçerli. Futbol da başarılı olamasak bile harika taransferler yaptık. Kadromuzda dünya starları var ve bu bile takımımızın adının duyulmasına yetiyor.
Örnek olarak Metalist Kharkiv maçında Constant gol atarken ikili müdahaleye alınan Cardozo' yu verebilirim. Yani yanlış adamı yakalamışlar:)
Basketboldan ise hiç bahsetmeyeyim daha iyi... Tarih yazıyoruz tarih! İlk defa Avrupa' da oynuyoruz.

Eleştirileri kulak arkası etmeliyiz. Başarılarımıza gölge düşürmek için yalan haber bile yapıyorlar. Şüphesiz bunun en belirgin kanıtı, bizim " sözde " taraftarlarımız. Sert bir terim kullandığım için özür dilerim, ama siz değilmisiniz bize sırtınızı dönen? Yalanlara kanıp tribünleri boş bırakan?
"Takım ruhu" sadece futbol da olmaz. İyi günde attığımız sevinç nidaları, kötü günde de takım aşkıyla çıkmalı...

Herkes bilir Trabzonspor bu ülkenin üvey evladıdır.
Avrupa' ya gidiyoruz, ülkemizi sırtlayıp zirveye koymaya çalışıyoruz. Başaramasak bile çabalıyoruz, ter döküyoruz. Ve hala eleştiriliyoruz. Biz sizi gururlandırıyoruz, siz ise nankörlük ediyorsunuz.
Biz de inadına söylüyoruz, 2010-2011 sezonu şampiyonu Trabzonspor!




15 Kasım 2014 Cumartesi

Hint Filmleri

Ne zaman dönüp ardıma bakşam, şu hint filmleri hakkında hep pişmanlık görüyorum geçmişimde. Bu harika filmlerden bir zamanlar habersiz olmama katlanamıyorum. Çünkü benim film anlayışımla hint filmleri örtüşüyor.
Çok şükür, bu dertten kurtuldum. Şimdi de başka bir çeşidi sardı beni. Dert değil heyecanlı olanı:) Bağımlı oldum. Zaten film manyağıydım, şimdi de salak oldum:)
Bir de şöyle söyleyeyim, eskiden Hollywood filmleeri birinci sıradaydı. Şimdi ise sağolsun, ikinci olma nezaketini gösterdi:)
Aslında hint filmlerine o kadar da yabancı değiliz. Yeşilçam'a benziyor, hem de devri hala geçmedi.
3 İdiots' la başlayan maceram We Are Family, Jab We Met ve My Name İs Khan' la devam etti. Ve de artarak çoğalmakta.
Neredeyse hepsini izlerken yanınızda en az bir kutu mendil bulunmalı. Çünkü hint filmleri tek bir konuya odaklanmaz. Genelliikle karışım yaparlar. Ama en çok aşk tabii:)
Gülüşlere fazla kapılmamak gerek, bir kaç dakika sonra salya sümük ağlamaya başlayabilirsiniz.
İşte böyle önlem alınmazsa, psikolojik bozukluğa sürüklenebilirsiniz:)

Hint filmlerinden bahsettim bahsettim de benim canım film çekti ya:) Hadi size iyi okumalar. Kendime de sizin adınıza iyi seyirler diyorum.:)

Dikkatli olun, ne düşündüğünüzü okuyabiliyorum burdan. " Ahahaha manyak!" diyorsunuz di mi?