27 Mayıs 2017 Cumartesi

Baştan Aşağı spoilerli Baba Candır

Uyarı; Bu diziyi izlerken yemek yememeyiniz! Mesela; Emrecan oyunculuk dersinde 'Askım müsaitseniz bu hafta sizi istemeye geleceğiz' diyor. Buraya kadar tamam... Ama sonra 'Hayri Abi' diyor ya, ağzımda ki yemeğin gidişatı midem olmuyor:)
Onu bırak, sandalyemde bile kalamıyorum;)

Bir de, Tava Nermin'in çocukların kavgasına karışması var. Salih Baba’nın yolundan dönmeyenini anlatan uzun bir nutuk çekiyor ve bitirdiğinde söz konusu kişi ufak bir dönüş yapıyor. Sonra, Tava Nermin gözünü yumuyor, ağzını acıyor;)
' Bastan söyleseydin ya abi. O kadar lafı ezberleyene kadar anam ağladı'

İşitme engelli olmam nedeniyle, TRT’nin final bölümünü betimlemesini 4 gün bekledim. Her gecen gün sabırsızlandım tabii... Ve sonunda hayal kırıklığı yasadım.

Bu arada, yaşadıklarının dizi olduğunu çaktırmamaya devam ediyorlar:) Yani ilk bölüm, son bölüm, gecen sezon, sondan bir önce ki bölüm...


Teorimi kanıtlayan bir fotoğraf daha...



Salih Baba’nın Haluk'a gıcık olduğunu biliyorum ve son bölüm bütün öfkesini çıkarması hiç güzel olmadı. Adam beceremiyor olabilir, ama sana yaranmaya çalışıyor. Hiç bir kötü niyeti yok.
Eskiden kızın üzülmesin diye alttan alırsın, nereye gitti o sözler?

İkincisi negatif de, Haluk'un cinsiyetçi olması... Komik aslında, yani Uraz Kaygılaroğlu' da kız babası;) Sonra bir planlar, bir planlar...
'3 tane erkek kuzeni olması iyi oldu aslında'


Sor bakalım, Ece'sini kaç yaşında almış? :)
Kızların doğuma giderken durup eski günleri yad etmeleri saçmaydı Hayatlarını film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirme sahnesini,. Bebekleri kucaklarına aldıktan sonra 'Nereden nereye?' diye yaptırsaydınız iyiydi;).

Ve espriler... Hem de kaldırımda yürümeyi bile yeni öğrenen saf Aslı’dan;) Haluk bir şey ters gittiğinde 'Sakin olun, her şey kontrol altında” der. Bak şimdi... Ceylan: Her şey senin kontrolün altındaysa...
Aslı; Hiç bir şey yolunda değildir'

Nermin, Aysima'yı evliliğe ikna etmek için 'Hayat yalnız çok zor' diyor. Ceylan da 'Kuşlar bile yanlış uçmuyor' diyor. Ve Aslı’nın verdiği örnek;
'Ayakkabılar da çift çift satılıyor' :)

Aysima ve evlilik demişken, ikna işini daha uzun tutabilirdiniz. Son bölüm olduğu için aceleye getirmek zorunda olabilirsiniz, ama birkaç bölüm önceden zemin hazırlasaydınız iyidi…

Sizi özleyeceğim sanal ailem;





26 Mayıs 2017 Cuma

Kafes

Sıcağı sıcağına yazıyorum, samimi olduğumdan emin olabilirsiniz yani:) Yemek yerken bile elimden düşüremedim kitabı:)
Demin Josh Malerman'dan "Kafes" kitabını bitirdim ve okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Bir grubun solisti olduğu öğrendiğimde ön yargılı yaklaştım, hatta alay ederek okudum. 

1. sayfadayım ve  alay ediyorum, 2. sayfadayım ve alay ediyorum.Derken; 3. sayfa da... kitabın içinde ki dünyaya çekildim! 
Tamam, belki o kadar kısa zaman değil. Kitabın içinde ki dünyayı idrak etmem uzun bir kaç bölüm aldı. 

Kitabın mesajlarına gelince... Hani derler ya, "Yaşam olduğu sürece umut vardır.? İşte bu kitap da, o hesap:)
En çaresiz, en karanlık zamanlarımız da bile umut ve çıkış yolunun olduğunu ustaca anlatıyor.

Bulunduğumuz durumun umutsuz, karanlık olduğunu düşünüyorsak, bunu bize düşündürten zihnimizdir aslında...  Pozitif olup çıkış yolu olduğunu düşünmek ve görmeye çalışmak yeter.
Ben yazarın yalancısıyım, o daha iyi anlatıyor. Ne yapsak, okusak mı? :)


29 Nisan 2017 Cumartesi

Defendant

Kore dizilerinin bir sorunu var; kötü adamlar bile yakışıklılardan seçiliyor; misal Signal dizisinde ki seri katil...
Bal gibi tatlı bir çocuktu ve psikolojik sorunları vardı. Annesinin kedisini boğarak öldürmesi ve 'İyilik' yaptığını söylemesi travma yapmıştı; kendi de bunalımlı kadınlar seçip öldürerek iyilik yaptığını sanıyordu. Geçirdiği panik ataklar yüzünden kızmaktan ziyade, üzülmüştüm...

Dün de Defendant'ı bitirdim; konusunu kısaca ‘avcının av oluşu’ diye nitelendirebilirim. Ji Sung Reyizin savcı kimliğiyle kötüleri hapse yollarken, kurulan tuzakla karısının katili olarak kendisinin düşmesi... Sonunda ise kaçırılan kızını bulup, görevine geri iade edilmesi ve son sahne de akıllanmayı reddederek yine bir şirket başkanın peşine düşmesi... 


Oranın kötü adamlarından biri de Jun Hyuk'tu ve arkadaşına üzülmesi, sonunda imana gelmesi derken adam gibi kızamadım hiç... Hatta final bölümünde ki halini görünce içim acıdı;)
Hay sizin kötü adamınıza;)


Cha Min Ho... Yerin kolay dolmaz pislik adam;) 
O kadar usta bir oyuncusun ki, özellikle finalde ki komik hallerinden sonra; sana da adam gibi kızamadım. Abisinin karısı sevdiği kadın, çocuğu da kendinden olduğu için o kısımlar da çok samimi... 

Normalde kötüler kendilerini kabul ettirme kısmını iyi becerir, ama abisinin özel hayatına müdahale etmiyor, zaten onun;) 
İşte bu yüzden, onlarla birlikteyken gerçekten mutlu oluyor. Asıl karakterini unuttum kaç kez...

Ve final...

Kaabil

Dans... Hint filmlerinin vazgeçilmezi... Yine sınırı asmışlar; yani çiftimiz kör.... Engellerin bedenden ziyade beyin de olduğunu gösteren harika bir film...
Bak adam kendine sınır koymadı, yetersiz görmedi, sağlıklıların bile yapmadığı şeyler yaptı;) İzlerken yürek ısıtıyor...


Ne yazık ki, böyle masum, art niyetsiz sevgi bile zalim eller tarafından kesiliyor. Öyle filmler sevmem, kötü etkiliyorlar.
En sevdiğim filmler arasına girmez belki, ama en güzel ciflerden birine sahip;)

Ayrıca harika bir intikam sekli var. Yani sadece vurdu-kırdı değil., zeka ve yetenek...

Bana böyle filmlerle gelin;)


20 Nisan 2017 Perşembe

Nine Time Travelling Nine Times

'Yeni anılar yükleniyor, lütfen bekleyiniz' tarzı dizi de, cümlenin basından anlayacağınız üzere; zaman yolculuğu olayları var.


İlk basta sıkıldığımı inkar edecek halim yok, izleyenlerin yorumlarına göre neredeyse hepsi sıkılmış, hatta yarım bırakmış.

Bense dişimi sıkıp bu mükemmel diziyi kaçırmadığım için çok mutluyum;) Niye bu kadar tantana yaptığını anladım.
Benim gibilere öneri; 4. Bölüme kadar sabredin, sonrası çorap söküğü gibi gelir. Dün 4 bölüm birden izledim mesela;)

Başrol yakın arkadaşına her şeyi anlattığı bölüm olduğu için olaya tamamen vakıf oluyoruz. Bir de gelecekte hafıza kaybıyla cebelleşen annesiyle geçmiş zaman da vakit geçirmesi, adamın mutluluğu çok duygusaldı. Geçmiş zamanda ki hali bir halt etti de;) Elin kızı için annesini ekmiş serseri. Tam yakalanacaktı ki…
Gelmişi, geçmişini kurtardı:)

Gerilimli merilimli olması, aşk olmayacağı anlamına gelmiyor:)


Gösterimde olan anıların dizisi ve 'Sevdiğim kız bana abi dedi' deyiminin 'Amca'lı versiyonudur;)
Ve Zuhal Yardım'ın beynini yakan, el çırpıp bağırtan ve sesten rahatsız olan ablasına yatağı döverek 'Çok iyi, çok iyi, çok iyi! Anlatılmaz izlenir!' dedirten dizidir.

Yazımı doktorun repliğiyle tamamlayayım



Gelmişimle, geçmişimle:)

Süper Gazeteciler

Elimde kitap olmasına rağmen hiç okumadığım günler var. Eskiden olsa dayanamaz, bir gün de bitirirdim. Neden bilmem, daha ağır okuyorum artık.
Bu kitapta öyle günlere denk geldi ve uzun süreden sonra bir kitabı heyecanla bitirdim. Kafamın çok karıştığını da söylemeden geçmeyeyim;)

'Çocuk Kitabı' deyip geçilmeyecek kadar, ustaca yazılmış bir polisiye var kitapta. İnce düşünülmüş, açık telefondan, masada ki mendile kadar...

Çocukların en çok hangi özelliğini seviyorum biliyor musunuz? Masumiyetleri... Yaptıkları şeytanlıkların nedenini sorunca, verdikleri masum cevapla gözlerinizin yaşardığı hiç olmadı mı?
Çocuk kitaplarını da bu yüzden seviyorum işte... Kitapları bile masum oluyor şeytanların;)

18 Nisan 2017 Salı

Kahaani

İzleyici yorumları 'Sürpriz sondan' bahsediyordu. Filmi izlerken “Ne olabilir?” diye düşündüm, “Kayıp adamla katil aynı adam mı?' dedim en fazla... Ama sonra çok güzel ters köşeye yattım;)

Kayıp kocasını bulabilmek için, Londra'dan ana vatanına donen, Vidya olan ismi ısrarla 'Bidya' diye yazılan hamile bir kadın... 2 yıl önce toplu katliam yapmış acımasız bir katil... Ve insanlıktan uzak polisin hamile kadını yem olarak sürmesi...
Bak yine sinirlendim.

Her şeyin birbirine bağlandığı, ustaca kurgulanmış bir polisiye... İzleyin, pişman olmazsınız.