4 Haziran 2017 Pazar

Tunnel

Yayınlandığı donem de Kore'de seçimler varmış galiba, bir izleyici yorumu da 'Diziyi güzelleştirmek için iki hafta ara verdiklerini söyledi. Hangisi doğru bilmiyorum, bildiğim şey; kesinlikle başarılı oldular;)
İlk bölümler beni sarmadı aslında... Sonra yukarı da bahsettiğim, 'İyileştirme' projesiyle güzelleşti.

8. Bölümde ise zirve yaptı;) Teğmenin zaman yolculuğu olayını öğrendiği ve dedektif acısından kişisel olan bir bölündü.  Bazen hoşuma giden bir hikâye olsa da bir bölümün hepsini sevemiyorum, ama 8. Bölümü iyi işlemişler, beğendim;)
Ve sonra, güzelleşme olayı artarak devam etti;) 13. Bölüm de ikinci favorim...



Fantastik tür sevmeseniz bile, polisiye olduğu için izleyin. Cinayetler havadan yazılmıyor, katili meçhul gerçek bir dava...
Hiç bitmeyen gerilime var mısınız?


İzlemeyenler okumasın şimdi; spoi kısmına geçiyorum.

1. Teorim; Jung Ho Young'u erkenden 'Katil' diye önümüze sürmelerinde altında bir bit yeniyi olduğunu vardı. Özellikle polisiye izleyenler bilir, katil diye bir şüphelinin üstüne gidilir ve asil katil en alakasız kişi çıkar. Mesleği dışında her nameye limon oluyordu zaten, daha büyük bir rolü olduğu belliydi.

Bir de başka acıdan bakalım; dizi fazla reyting almazdı. Yani bir zaman sonra seyirci bıkabilirdi., her cinayette zanlı olarak akla gelecek kişiyi verdiler çünkü. Başkalarını bilmem de, ben sıkılırdım. Sonunda ters köşeye yattık zaten.

Adli Tip Doktorunun asıl katil çıkması şaşırtmadı ama çıkmasa da şaşırmazdım. Her naneye limon olduğu için daha büyük bir rolü olduğu belliydi. Ama mesleğinden gelen bir merak da olabilirdi. Yani adam adli doktor ve bilgileri ilk elden alıyor.
Neyse canım, yanlışlıklar doğruları doğurur;)

2. Teorim de; Dedektif 12 bölüm de kendi zamanına gere dönüyor ve bunun olacağına dair ipuçları vardı.1. Si; katilin kimliğini sadece kendisi bilmesi ve kendi basına hareket etmesi... 2. Si; kızının zaman olayını öğrenmesi... Bu ikisini birleştirdik ve yallah geçmişe;) Tam da kızı öğrenmişken... 'Baba' lafını duymadan gitti garibim...
Katilin tünel de buluşmak istemesi de vardı tabi...

Gelecekten gerekli bilgileri aldı, karısının kazasını önleyip çocuğuna sahip çıkabilir. Ama hala katilin eskiden kim olduğunu bilmiyor, gelecek tayfası da günümüzde ki kimliğini bilmiyor. Bakalım ne olacak?


Gelecekte ki telefonları, karısına anlatan Kwang Ho’dan efsane bir yoruma imza attı;)


Prefesör Shin'e 'soğuk' diyorlar ya? Haklılar, onun geçmişine sahip kim olsa soğuk olur zaten. Mesleği icabı katillerle iç içe olması da var tabi... Aynı zaman da oyuncunun yeteneksiz olduğunu da söylüyorlar. İste yanlış burada. Senaryoya bağlı olarak, bilerek yapıyor.
Mesela; 13. Bölüm. Yalnızlığını, çaresizliğini, bekleşini oynamadı, yaşadı;)
Zaman yolculuğu temalı diziler olarak Signal ve Tunnel'in, ayrıca ortak bir oyuncusu var. Signal'de geçmiş zamanda ki dedektifin sevgilisini oynuyordu, Tunnel' de karısını:)


Bütün dizilerin final bölümü iyi olmaz. Bazıları hiç şaşırtıcı olmaz, esas çiftlerin önceden tahmin edilebildiği gibi sonunda ne olacağı da bilinir çünkü. Ve Tunnel fantastik bir dizi olduğu için, finali de fantastik oldu:)
Kurbanların ailelerini tek tek ziyaret edip, 30 yıl beklettikleri için özür dilemeleri çok güzeldi. Bir de Kwang Ho'nun gelecekte ki ekibine veda etmesi... Hem de kızına...

Koma da bile ağlayan anne... Yaktın içimi...


Bu arada, seni sevmeye başladım gerçek adını bilmediğim kişilik:)


27 Mayıs 2017 Cumartesi

Baştan Aşağı spoilerli Baba Candır

Uyarı; Bu diziyi izlerken yemek yememeyiniz! Mesela; Emrecan oyunculuk dersinde 'Askım müsaitseniz bu hafta sizi istemeye geleceğiz' diyor. Buraya kadar tamam... Ama sonra 'Hayri Abi' diyor ya, ağzımda ki yemeğin gidişatı midem olmuyor:)
Onu bırak, sandalyemde bile kalamıyorum;)

Bir de, Tava Nermin'in çocukların kavgasına karışması var. Salih Baba’nın yolundan dönmeyenini anlatan uzun bir nutuk çekiyor ve bitirdiğinde söz konusu kişi ufak bir dönüş yapıyor. Sonra, Tava Nermin gözünü yumuyor, ağzını acıyor;)
' Bastan söyleseydin ya abi. O kadar lafı ezberleyene kadar anam ağladı'

İşitme engelli olmam nedeniyle, TRT’nin final bölümünü betimlemesini 4 gün bekledim. Her gecen gün sabırsızlandım tabii... Ve sonunda hayal kırıklığı yasadım.

Bu arada, yaşadıklarının dizi olduğunu çaktırmamaya devam ediyorlar:) Yani ilk bölüm, son bölüm, gecen sezon, sondan bir önce ki bölüm...


Teorimi kanıtlayan bir fotoğraf daha...



Salih Baba’nın Haluk'a gıcık olduğunu biliyorum ve son bölüm bütün öfkesini çıkarması hiç güzel olmadı. Adam beceremiyor olabilir, ama sana yaranmaya çalışıyor. Hiç bir kötü niyeti yok.
Eskiden kızın üzülmesin diye alttan alırsın, nereye gitti o sözler?

İkincisi negatif de, Haluk'un cinsiyetçi olması... Komik aslında, yani Uraz Kaygılaroğlu' da kız babası;) Sonra bir planlar, bir planlar...
'3 tane erkek kuzeni olması iyi oldu aslında'


Sor bakalım, Ece'sini kaç yaşında almış? :)
Kızların doğuma giderken durup eski günleri yad etmeleri saçmaydı Hayatlarını film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirme sahnesini,. Bebekleri kucaklarına aldıktan sonra 'Nereden nereye?' diye yaptırsaydınız iyiydi;).

Ve espriler... Hem de kaldırımda yürümeyi bile yeni öğrenen saf Aslı’dan;) Haluk bir şey ters gittiğinde 'Sakin olun, her şey kontrol altında” der. Bak şimdi... Ceylan: Her şey senin kontrolün altındaysa...
Aslı; Hiç bir şey yolunda değildir'

Nermin, Aysima'yı evliliğe ikna etmek için 'Hayat yalnız çok zor' diyor. Ceylan da 'Kuşlar bile yanlış uçmuyor' diyor. Ve Aslı’nın verdiği örnek;
'Ayakkabılar da çift çift satılıyor' :)

Aysima ve evlilik demişken, ikna işini daha uzun tutabilirdiniz. Son bölüm olduğu için aceleye getirmek zorunda olabilirsiniz, ama birkaç bölüm önceden zemin hazırlasaydınız iyidi…

Sizi özleyeceğim sanal ailem;





26 Mayıs 2017 Cuma

Kafes

Sıcağı sıcağına yazıyorum, samimi olduğumdan emin olabilirsiniz yani:) Yemek yerken bile elimden düşüremedim kitabı:)
Demin Josh Malerman'dan "Kafes" kitabını bitirdim ve okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Bir grubun solisti olduğu öğrendiğimde ön yargılı yaklaştım, hatta alay ederek okudum. 

1. sayfadayım ve  alay ediyorum, 2. sayfadayım ve alay ediyorum.Derken; 3. sayfa da... kitabın içinde ki dünyaya çekildim! 
Tamam, belki o kadar kısa zaman değil. Kitabın içinde ki dünyayı idrak etmem uzun bir kaç bölüm aldı. 

Kitabın mesajlarına gelince... Hani derler ya, "Yaşam olduğu sürece umut vardır.? İşte bu kitap da, o hesap:)
En çaresiz, en karanlık zamanlarımız da bile umut ve çıkış yolunun olduğunu ustaca anlatıyor.

Bulunduğumuz durumun umutsuz, karanlık olduğunu düşünüyorsak, bunu bize düşündürten zihnimizdir aslında...  Pozitif olup çıkış yolu olduğunu düşünmek ve görmeye çalışmak yeter.
Ben yazarın yalancısıyım, o daha iyi anlatıyor. Ne yapsak, okusak mı? :)


29 Nisan 2017 Cumartesi

Defendant

Kore dizilerinin bir sorunu var; kötü adamlar bile yakışıklılardan seçiliyor; misal Signal dizisinde ki seri katil...
Bal gibi tatlı bir çocuktu ve psikolojik sorunları vardı. Annesinin kedisini boğarak öldürmesi ve 'İyilik' yaptığını söylemesi travma yapmıştı; kendi de bunalımlı kadınlar seçip öldürerek iyilik yaptığını sanıyordu. Geçirdiği panik ataklar yüzünden kızmaktan ziyade, üzülmüştüm...

Dün de Defendant'ı bitirdim; konusunu kısaca ‘avcının av oluşu’ diye nitelendirebilirim. Ji Sung Reyizin savcı kimliğiyle kötüleri hapse yollarken, kurulan tuzakla karısının katili olarak kendisinin düşmesi... Sonunda ise kaçırılan kızını bulup, görevine geri iade edilmesi ve son sahne de akıllanmayı reddederek yine bir şirket başkanın peşine düşmesi... 


Oranın kötü adamlarından biri de Jun Hyuk'tu ve arkadaşına üzülmesi, sonunda imana gelmesi derken adam gibi kızamadım hiç... Hatta final bölümünde ki halini görünce içim acıdı;)
Hay sizin kötü adamınıza;)


Cha Min Ho... Yerin kolay dolmaz pislik adam;) 
O kadar usta bir oyuncusun ki, özellikle finalde ki komik hallerinden sonra; sana da adam gibi kızamadım. Abisinin karısı sevdiği kadın, çocuğu da kendinden olduğu için o kısımlar da çok samimi... 

Normalde kötüler kendilerini kabul ettirme kısmını iyi becerir, ama abisinin özel hayatına müdahale etmiyor, zaten onun;) 
İşte bu yüzden, onlarla birlikteyken gerçekten mutlu oluyor. Asıl karakterini unuttum kaç kez...

Ve final...

Kaabil

Dans... Hint filmlerinin vazgeçilmezi... Yine sınırı asmışlar; yani çiftimiz kör.... Engellerin bedenden ziyade beyin de olduğunu gösteren harika bir film...
Bak adam kendine sınır koymadı, yetersiz görmedi, sağlıklıların bile yapmadığı şeyler yaptı;) İzlerken yürek ısıtıyor...


Ne yazık ki, böyle masum, art niyetsiz sevgi bile zalim eller tarafından kesiliyor. Öyle filmler sevmem, kötü etkiliyorlar.
En sevdiğim filmler arasına girmez belki, ama en güzel ciflerden birine sahip;)

Ayrıca harika bir intikam sekli var. Yani sadece vurdu-kırdı değil., zeka ve yetenek...

Bana böyle filmlerle gelin;)


20 Nisan 2017 Perşembe

Nine Time Travelling Nine Times

'Yeni anılar yükleniyor, lütfen bekleyiniz' tarzı dizi de, cümlenin basından anlayacağınız üzere; zaman yolculuğu olayları var.


İlk basta sıkıldığımı inkar edecek halim yok, izleyenlerin yorumlarına göre neredeyse hepsi sıkılmış, hatta yarım bırakmış.

Bense dişimi sıkıp bu mükemmel diziyi kaçırmadığım için çok mutluyum;) Niye bu kadar tantana yaptığını anladım.
Benim gibilere öneri; 4. Bölüme kadar sabredin, sonrası çorap söküğü gibi gelir. Dün 4 bölüm birden izledim mesela;)

Başrol yakın arkadaşına her şeyi anlattığı bölüm olduğu için olaya tamamen vakıf oluyoruz. Bir de gelecekte hafıza kaybıyla cebelleşen annesiyle geçmiş zaman da vakit geçirmesi, adamın mutluluğu çok duygusaldı. Geçmiş zamanda ki hali bir halt etti de;) Elin kızı için annesini ekmiş serseri. Tam yakalanacaktı ki…
Gelmişi, geçmişini kurtardı:)

Gerilimli merilimli olması, aşk olmayacağı anlamına gelmiyor:)


Gösterimde olan anıların dizisi ve 'Sevdiğim kız bana abi dedi' deyiminin 'Amca'lı versiyonudur;)
Ve Zuhal Yardım'ın beynini yakan, el çırpıp bağırtan ve sesten rahatsız olan ablasına yatağı döverek 'Çok iyi, çok iyi, çok iyi! Anlatılmaz izlenir!' dedirten dizidir.

Yazımı doktorun repliğiyle tamamlayayım



Gelmişimle, geçmişimle:)

Süper Gazeteciler

Elimde kitap olmasına rağmen hiç okumadığım günler var. Eskiden olsa dayanamaz, bir gün de bitirirdim. Neden bilmem, daha ağır okuyorum artık.
Bu kitapta öyle günlere denk geldi ve uzun süreden sonra bir kitabı heyecanla bitirdim. Kafamın çok karıştığını da söylemeden geçmeyeyim;)

'Çocuk Kitabı' deyip geçilmeyecek kadar, ustaca yazılmış bir polisiye var kitapta. İnce düşünülmüş, açık telefondan, masada ki mendile kadar...

Çocukların en çok hangi özelliğini seviyorum biliyor musunuz? Masumiyetleri... Yaptıkları şeytanlıkların nedenini sorunca, verdikleri masum cevapla gözlerinizin yaşardığı hiç olmadı mı?
Çocuk kitaplarını da bu yüzden seviyorum işte... Kitapları bile masum oluyor şeytanların;)