19 Şubat 2020 Çarşamba

Crash Landing You

Ah senarist, ah senarist... Son bölümler yaptığın hatalara bir şey demedik.
Daha doğrusu "dizi bu ya" dedik:) Jeong Hyeok, 20 saat sürünceden sonra üzerinin tertemiz ve ütülü kalması, (Bir de "Duş almaya ihtiyacım yok" dedi haspam) yabancı bir ülkeye gelişinin ilk gecesinde Se Ri'yi bulması... 


Ha, Se Ri vurulduğunda ambulansı aramak yerine feryat figan etmeleri... Sondan ikinci bölüm de, koskoca NİS ajanlarının kaçakların konuşmalarını bitirmesini beklemesi...
Dediğim gibi "Dizi bu ya", klişe hatalar bunlar ama affedilmez hatana daha girmedim.

Senaryo: Alberto yakalanır, bir düzine adama kurşun yağdırmaya başlar ve hiç birini de ıskalamaz. Bu da normal... Bu arada, biz izleyiciler bu işe şaşarken Alberto saklandığı yerden çıkıp "Merak etme, nişancılık eğitimi aldım" dedi:) 
Alberto yaralanır ve Seo Dan, Jeong Hyeok'un aksine ambulansı aramayı akıl eder. Ama ambulansın görevlisi var mı yok mu, orası muamma?

Alberto oksijen maskesini çıkarıp romantik sözler sarf eder:) Nefese en çok ihtiyaç duyduğu zaman görevlinin elinde bir mısır eksik... Hasta öldüğünde de öyle...
Bu ne be...



11 Şubat 2020 Salı

Age Of Youth

Klasik kore dizilerinden sıkılanlar, klasik kore dizilerinden sıkılanlar! Safınızı belli edin lütfen! Burada tek bir esas kız yok, tek bir esas erkekte yok. Onun yerine dostluk var, 'Hayatın içinden'lik var.
Var oğlu var :)


Yukarıdaki sebepten ötürü kocaman bir artıyı hak ediyor dizi. Öğrenci evinde yaşayan 5 kızı konu almış ve her kızı bölüm malzemesi yapmış :) Bir artı da buradan...


Ilk 3 bölüm akıcıydı ama beni bağlamadı pek. 4. Bölüm de bağlılık yolunda ilk adımımı attım. Ve 5. Bölüm de gülmekten ağzımı kapatamadım:)
Çünkü konu malzemesi sayısız randevuya çıkan ve erkeklerle kanka olmaktan öteye gidemeyen,  bozuk ağızlı ve en renkli kişiliğe sahip Ji Won'a gelmişti: nasıl gülmem:)


Sonra da bağlandım gittim zaten :)

Bölüm sonu röportajlara ev sahibesinin gelmemesi üzmedi değil...

4 Şubat 2020 Salı

Bir Engelli Ne İster?

İnsan ilgilenmediği bir konuşma olunca o ortamdan yürüyüp çıkabilir... 

Bakın şimdi, bu cümleden hayatımın özetini çıkaracağım.
Değil ilgilenmek anlamadığım konuşmadır o benim, hele bir de sesleri duyup kelimeleri anlamamak var ya... Neden mi? İşitme kaybım var da ondan. Yüzdesini bilmiyorum ama kulaklığımı çıkarınca %10'luk bir oran kalabilir. Ayrıca Serepral Palsiliyim.

Konumuza dönelim. Engelim Ataksi türünden olduğu için kalkıp gidebilirim, evet. Ama kendi irademle hareket edebilsem de desteksiz yürüyemem ve ilgi odağı olmayı sevmem. (Yoldan çevirip yanımda ki kişiye sorunumun ne olduğunu soran insanlar bile gördü bu gözler, acıyan bakışlar da cabası...)

Mesela uzun süre görmediğim uzak akrabalar etrafımı sarar ve kalkmaya yetlendiğinde yüksek sesle, çocuk gibi seni sorgular;  "Nereye gidiyorsun?" (Odama) "Neden gitmek istiyorsun? Sıkıldın mı yoksa?" Ve ben nezaketen "Sıkıldım" diyemem.
Öldürücü bir nezaketim var evet ama karşımdaki de düşünceli olsa ya... 
Ya hu duyamıyorum, kalkıp gidemiyorum da; durumu anlaman için ille de "Sıkıldım be sizden!" demem mi gerekiyor?

Haklarını yemeyeyim, bütün tanıdıklarım böyle değil elbette... Aslında öyle ortamlara da çok girmiyorum annem sayesinde:)
E o zaman neden anlattım, "Ajitasyon" mu yapıyorum? 

Kenarda dursun, blogun adını boşuna "Küçük Dünyam" koymadım ya:)

2 Şubat 2020 Pazar

Kidnap

Taktik maktik yok, bam bam bam!


Mantık hataları var mı, oldukça:) İşlek bir cadde de deli gibi araba süren iki arabayı kimsenin fark etmemesi gibi... Yardım çığlığına kimsenin tepki vermemesi gibi... Arabaları fark eden polisinde pisi pisine ölmesi gibi... İnsan ekibine haber vermez mi birader?

Mantık hatası çok evet ama film sizi alıyor, o saçma evrenin heyecanına bırakıyor:) Geriliminden hiç taviz vermedi, sağ olsun:) Bir annenin çocuğu için ne kadar ileri gidebileceğini gösteren güzel bir filmdi.


Yalnız çocuk, o kadar ölüme şahit olduktan sonra psikopat çıkmasa iyi...

1 Şubat 2020 Cumartesi

Beautiful Mind

Gizemli bir başlangıç...


Azıcıkta sıkıcı ama devam etmeme gibi bir düşüncem yok; tıp dizilerini severim. Üstüne bir de Jang Hyuk reyiz ve ön dişlerini göstererek konuşma/gülmesi var:)
Dünyanın en anlamlı sarılması sen olabilirsin:)


Devamı dizide:)





11 Aralık 2019 Çarşamba

Are You Human Too?

Afişte yetişkin biri varken robotun çocuk olmasını düşünüp 'Robotlar büyümez ki....'  gibi abuk bir tepki veriyordum ki, işin kokusu çıktı ortaya:)


Oğlunun her dönemi için Robot hazırlamış anne hanım :)  Hem de kıskanç bir oğul..

'Doktor Cha seninle aşk çocuğu yapmayı düşünmüyor.'

Yanlış anlama,  bunlar senin kalp atışların'


Ah be abla: hem yalan söyledin,  hem büyük gaf yaptın.  Nereden mi belli yalan söylediğin?

'Benim kalbim yok'

Benim tepkim: 'Film mi çekiyoruz burada?:)

Ayrıca Ya Na'nın da repliği:)

- Sen de Sin gibi oyuncakları seviyor olmalısın?
- İnsan olan Nam Sin robotları seviyormuş. Uyanınca beni de sever mi? 

Yıktın kalbimi eyledin viran...

İlerleyen bölümlerde Sin'ler kavgasını bekliyorum ama gönlüm olmamasından yana tabii... O zaman niye bekliyorum?
Robot Sin,  hafiften rekabet hissediyor gibi... Asistanın ve annesinin davranışları kafasını karıştırdı çocuğumun:)

- Neden sudan çıkmadınız?  Ölebilirdiniz!
- Ölecek olan sensin.  Kalbin patlamak üzere...


Kaynak: 'Yine mi?' 

So Bong' un şüphe faslından sonra robotla oynaması çok şekerdi:).


Sen de yalan oldun Doktor Oh.. Gerçek oğlun döndükten sonra Robotçuğuma karşı soğuk yapmandan belliydi zaten...


'Başka birini getirin'
Zahmet etmeyin, o kafi:)

Asistanın 'Yapışıp kalın'  gibi mecazi sözünü işine geldiği gibi yorumlayan Robotçuk:)


Sırra bir kişi daha katıldı : Ya Na. Ama söylemeyebilirlerdi, gördüğü şeyi ' Yara' diye yutturabilirlerdi. Vücutta bir yer delindiğinde hemen geri şişmiyor sonuçta...


Ama senaryo böyleymiş ve sadece görüşme sonrası laf sokma sahnesi için bile razı olunur :)

Hee Dong'a pislik pislik bakan büyükbabayı ve hasta oğluna 'Zayıflık kötüdür' mesaji veren anneyi kınıyorum.

Ye Na'nın davranışları ise içimdeki şiddet seviciyi uyandırdı. Tamam, zor bir durum ama nişanlısının paçasıni kurtaran robotcuğuma karşı nazik olabilirdi.

Ama bu sayede Robotcuğum ile Soo Bong' un bağı güçlendi ya, keyfim gıcır :)


Şimdi de gerçek Sin robot gibi davrandı. Ne olacak bunların sonu?


O da bilmiyor sanırım :) 

So Bong' un babasının öğreneceği, Bayan Jo' dan belliydi:) Aslında çok daha önceden öngörülmüştü, Robotcuğum yanında rol yapmadan, kendi gibi davrandığından...

'Kıskançlık mı böyle mi ifade ediliyor?


Nam Sin' in yaşadıklarını anlattığı kesitler sayesinde göründüğü kadar kötü ve umursamaz olmadığına emin oldum. Hele ' Sen olsan ne yapardın?' sahnesiyle hak bile verdim.
Komadan uyanmasını beklemeden yerine Robot koyulması ve kendi yaptığı şeyleri yapmasını beklemeleri...İhanete uğramış gibi hissetmesi normal...

Büyükbaba da küçükken annesinden kopardı, kendisiyle yaşamaya zorladı. Sonra memnuniyetsiz müşteri gibi,öz torunu yerine robot koydu.

Gelelim sonda ki 'ağlama' sahnesine..  Rol yaptığını anladım sayılır, daha önce pek çok kez yaptığı gibi So Bong'u taklit ediyor dedim. Koskoca robotun için de su olamaz mıydı yani? :)

Durum farklı çıktı maalesef..

Anladığımı söyledim, hak verdim ama pisman etti beni it:) 'Manuel Mod' nedir ya?



Son bölümlere geldiğimiz için bazı şeyler yavaş yavaş güllük gülistanlık oluyor: Zayıf insanları sevmeyen Başkan ağlıyor, ciddi bir tip olan ekip lideri gülüyor.
Robotcuğum travma bile geçiriyor.. Ki bu insan olmanın ilk kuralıdır :)

Gerçekten kafanın içinden ambulansı aramayı akıl edemedin mi? İş gösterişe gelince çok güzel yapıyorsun ama:)


So Bong gibi senaristler de Robotcuğumu insan sanmaya basladilar galiba,
Kurşun geldikçe geri savrulmak nedir?

O ki: kafayla yumurta kırma klisesini, yumurtayı dümdüz ederek mahvetmiştir:) Pili bitsin, öldürme tuşu aktif olsun.

O neydi ya?

Şu 'yıllar sonra kavuşma' klişesinden de nasibimizi aldık.
Esas oğlan Robot olduğu için bir miktar daha kolay olmuştur ama bu değişik bir dizi olduğundan değişik bir final olur sanıyor insan...

Nerdeee?

Son olarak, 'Yapay Zeka' gibi mükemmel bir filmin tadı damağımdayken ilaç gibi gelmiştir :) 

Neyse, ben kaçar :) 




9 Aralık 2019 Pazartesi

Terius Behind Me

Komşu komşuya değil, apartmanca hatta mahallece dayanışma görmek isteyenler: doğru adresi bulmuşlar demektir :)

Ae Rin ailesiyle kendi hallerinde bir hayat yaşarken kocasını bir komploya kurban verir. Bu ailenin kapı komşusu kaçak bir ajandır ve tam da o komplo üzerinde çalışır.


Ajan olduğu bilmeden önce, komşusunun neden garip garip davrandığını nerak eder ve her türlü kulpu takar :) 


Cinayetle alakası olduğuna inanan Kim Bon, Babasız kalan çocuklara karşı vicdan yapar,. İşini iyi yapmayan bakıcıyı kovdurup kendi bakıcı olur:)


Absürt komedi de olsa gözü kara ajan Kim Bon, çocuk eylemeyi de iyi bilir:)


Enerjileri azalsın da kendini yorulmasınlar diye mekik-şınav çektirir. Eskimo icadı burun öpücüğüyle uğurlar:)


Ve o opücüğü öyle güzel yapar, talipleri artış gösterir:)


Tövbe estağfurullah:)

Bu sahne de, birden hastanın saçının rengi açıldı. İki arada bir derede boyamış galiba:)


Kıvırcık saçlı eleman önce 'hayır' lık sorular sordu, sonra 'evet' lik. Kendini de şaşırttı hatta, yani Kim Bon'un kan grubunu nereden bilebilir? 
Ama kesinlikle bildiği şey, dizinin gidişatı :)