4 Mayıs 2014 Pazar

Adam gibi sanatçı mı arıyorsun? Al bir de burdan yak:)

Şok, şok, şok!
Orhan Ölmez diye bildiğimiz şahsın, göbek adını ilk kez buradan açıklıyorum:
Aşk...

Ya bu adan böyle harika şarkıları nasıl yazıyor? Ne içiyor, bilen yok!
Ama şunu bilenimiz çok. Ki duygularımızı en güzel şekilde ifade etmekte üstüne yok.

" Adam " ı sevmesek bile en durumumuza uymayan şarkısını hiç gocunmadan dinleyebiliriz. Yani aşıksak bile, bu adam için inadına ayrılık şarkısı dinleriz. Sırf bir cümlesi bile bizi anlatıyor diye bile dinlenir yani:) Çünkü aşkı da ayrılığı da harika bir dilde anlatabiliyor.... Ve anlattığı da sadece aşk meşk değil, adam resmen toplumsal mesajlar veriyor ya:)

Misal; Hesapsız Değil Bu Çile. Bir Sebebi Var Bilmesen de...

Bu kadın bir harika dostum:)

Bu bloğu açtığımdan beri bir çok kişiden bahsettim. Bazılarını da hiç dilimden düşürmedim. Misal: Songül ablam.
Şimdi yine harika bir insandan bahsedeceğim. Hemen hemen herkesin hayatında olan bir insan... Ama önce başka bir konu hakkında konuşmamız  lazım.

Kanal D'de yayınlanan Yalan Dünya dizisi herkesin bildiği gibi komedi dizisi. Hem de en hakikisinden... Öyle kıytırık " ha " denince gülme efektleri yapılan bir dizi değil. Evet her komedi dizileri gibi bazı gerçekler göz ardı edilmiş. Ama bunun dışında 10 numara 5 yıldız bir şey:) 
Çoğu dizi esas çifte odaklanıp diğerlerine yan karakter yapar ya, işte bu öyle değil. Her birisine tek tek müthiş komedi yazılıyor:) Üstelik karakterlerin bazıları dizide de oyuncu olduğundan dizi içinde dizi çekiliyor resmen. O da ayrı bir komik:)
Bir de neredeyse bütün olayların er ya da geç birbirleriyle keşişmesi, beni ayrı bir mest ediyor:) 

Ve bu kadar insanın sorumluluğunu alan aslında tek bir insan. Ve o kişi hayatımızdan kahkahalar çalan, dizinin her bölümüyle tekrardan gönlümüze giren; Gülse Birsel:)

16 Nisan 2014 Çarşamba

En kötüsü zannettiğimiz kaderden bile, iyi şeyler doğabilir...

Son zamanlarda benimsediğim yeni bir ilkem var. " En kötüsü zannettiğimiz kaderden bile, iyi  şeyler doğabilir." diye.
Ve bu söz doğruluğunu bana bir kez daha kanıtladı. Trabzonspor ceza da ve sadece kadın ve çocuklar girebiliyordu. Tabii ki bu harika fırsatı kaçırmadım:)
Yani bir şeyin cezalı olmasına hiç bu kadar sevinmemiştim.
Görme zorluğu yaşadığım için gözlüğümü alıp gitmiştim. Böylece aslan parçalarını iyi seçebildim. Ve pil yuvası düşebilir diye kulaklığımı almamıştım. ve hiiiç pişman olmadım:)
Tribüne oturacakken Senem ablamın titizliği tuttu. " Ne kadar da kirliymiş. " dedi. Ben de " Ablacığım canım benim burası tribün, ne beklersin." dedim:)
Hava çok soğuktu ve ben yanımıza Nursena'yı çağırma hatasını yapmıştım.
Maçın 2. yarısında Nursena' nın deyimiyle " Maç bittiğinde burada donacağız ve bizi  Trabzonspor müzesine koyacaklar " durumuna düşmemek için çıkmak zorunda kaldık.
Senem ablam " Çok istiyorsan kalalım. " dedi, ben de " Ben baştan Nursena'yı çağırma hatasına düşmüşüm abla! " dedim.
Gözlerimi stattan bin bir güçlükle ayırdım.
Daha önce gittiğim maçı da kazanmıştık. Bu maçı da aldığımızı duyunca, kendimi " Trabzonspor'un uğur böceği " ilan ettim:)
Son sözüm " Gelecekteki ben " e gitsin;
Bunlarla maça çıkılmaz!!!

20 Şubat 2014 Perşembe

" Yaşayan Efsane " lere Mektup:)

Bir kere sizi bir görürsem; boyunlarınıza öyle bir atılacağım ki, öyle bir sarılacağım ki, hastanelik olabilirsiniz uyarayım yani:) Hiç biriniz beni tanımıyorsunuz, ama ben kendimi size çok yakın hissediyorum.

Kötü sonuçlar için kendinizi üzmeyin tamam mı? Her takım iniş çıkışlar yaşar. Haddinden fazla yenilseniz bile, umrumuzda olmaz. Tek bir galibiyetle tüm yenilgileri silebiliriz. Hep arkanızdayız. Yani  arkanız sağlam:)  Önemli olan; siz kendinizi bozmayın, takım olarak kalın. Bizler futbolcu değiliz ama birlikte savaşıyoruz. Sizler gibi asil armamızı gururla taşıyoruz. Siz formanızda, biz yüreğimizde:)

İyi günler de taraftar olmak çok kolay. Asıl marifet, kötü gün taraftarı da olabilmekte...
İşte biz buyuz:)

8 Kasım 2013 Cuma

Yaşayan Efsaneler...

Dün gece, son maçı da kazanmamızla Avrupa'da 5 maç galip gelen ilk Türk takımı unvanını kaptık:)
birilerine kapak olsun:)

maçın son saatlerinde umudumu kesmiştim. zaten moralim bozuktu, bir de yenileceğimiz (!) bir maçı izlemek istemiyordum.

derken... goool!
yani yanıldığıma hiç bu kadar sevinmemiştim:)
sonra en sevdiğim oyunculardan biri sahneye çıktı.
veee...
al sana 2-0'lık bir skor:)

Aydın'dayım. ve evde ablamdan başka TrabzonSpor' lu yok. ama benim gibi fanatik bir kardeşi varken arkası sağlam:)
eniştemin ve diğerlerinin tuttuğu takıma gelince fener bahçe. 

yani o gece ev " Trabzonspor! " sesleriyle çınlıyordu. " fener " olarak da aynen cevabını alıyordu.
en azından son sözü ben söyledim.
ZAFER!!!

hala da sürüyor bu çığlıklar...

bir de şu var ki fenerlilere TrabzonSpor' umu savunmak çok hoşuma gitti ya...:)

26 Eylül 2013 Perşembe

bu ne kutsal bir döngü böyle:)

ilk izlediğimiz ve cümlemize izlettirdiğimiz bollywood filmi " 3 Aptal " . ve orda Piya karakteri var. Bakın şimdi.
Öncelikle söyleyeyim, söz konusu filmlerde ki karakterler hakkında fikir kırıntım bile yoktu. Aydınlandığımıza göre açıklamaya başlıyorum:)

uzun bir aradan sonra rastgele bir film seçtim. ve şaşkınlıkla gördüm ki bu bizim pek sevgili Piya'mızın filmiymiş. yardımcı kadın oyuncu içinde " çok güzeeel " diyordum. derken...
yine rastgele bir film seçtim. şey... aslında tam olarak doğru değil. sadece daha önce duyduğum filmdi. neyse, o film de yardımcı kadının filmi çıktı.
sonra film kalaballığından yine rastgele bir film çıkardım. o da Piya' nın filmiymiiş.

yahu ben Piya'yı ne kadar sevmişimde haberim yokmuş. belki de başröle odaklandığımdandır. eheheh...

bu arada beni şebeğe çeviren döngüye " kutsal döngü " adını verdim. e sonuçta beni harika müziklerle tanıştırdılar. bu arada nurtopu gibi bir  bollywood  manyağı doğdu, haberiniz olsun.
bir de beni Aamir Khan'dan sonra en sevdiiğim oyuncularla tanıştırdı. farkındayım, hızlı bir karar oldu ama sonuna kadar hak ettiklerinden şüpheniz olmasın:) bir yetenekli, bir yetenekliler ki sormayın gitsin. Aman ha nazar değer:)

Ha yetenek demişken bir de taş atmadan durama. Gül Yardım pabucun dama atıldı. eheheh...

12 Eylül 2013 Perşembe

sana çok şey borçluyuz Üstad...!

Beşiktaş'ı tuttum. hem de sıkıca ttuttum böyle kavradım. ama kartal ya içten içe gönülsüz ollduğunu hissetti. ve uçtu gitti:) yani bir hayvan bile ait olduğu yeri biliyorsa, ben n'apıyordum ya? ben de saygı duruşuyla uğurladım Kara Kartal'ı:)hala saygı duyuyorum, da bizi yenince çok çekilmez oluyorlar ya:)

ondan önce de Galatasaray'ı tuttum. çocukları bilirsiniz; kaybeden takımın taraftarı olmaktan, nefret ederler. en azından benim gibi mükemmeliyetle kafayı bozanlar...
Bu arada özüme dönüş yapmak istiyordum.utansam da itiraf etmeliyim; o zamanlar Trabzonspor'a bir gün bile tahammülüm yoktu.

derken... Trabzonspor'un başına, Şenol " güneş " doğdu... :) daha önce hiç bir teknik direktörün bulamadığı sağa sola uçmuş parçaları buldu ve yap-bozu tamaladı. adeta yeniden yarattı... önce Trabzonspor için bir uyum tablosu çizdi ve beni de ilgiyle maçı izleyen, fanatik taraftar olarak tribüne yerleştirdi. :)

beni özüme kimliğime döndürdü. tekrar " ben " oldum:..
adam çoktan gitti, ama beni silmedi ki!
kısacası; kurtulamıyorum:)
istemediğimdendir...