30 Ocak 2015 Cuma

manyak:)

Kısa bir süre önce Rajkumar Hirani'nin yeni filmi Peekay'ı izlemek bana da nasip oldu. Herkes bunun aynı yönetmenin 3 Aptal filmine rakip olduğunu söylüyordu. Ve doğrusunu söylemek gerekirse, pek öyle değil. Çünkü önce ki film de mükemmelliğin sınırlarıyla oynanmıştı resmen:)
Tabii ki Peekay'a laf attığım yok Adam uzaylı ya, Allah korusun ikiye böler beni yoksa:)

Filmin adının anlamı hakkında en ufak bir fikrim yok. Ama filmde bol bol geçen "Peekay mısın oğlum sen?"  sorusundan yola çıkarak "Manyak" gibi bir şey olduğunu farzediyorum.

Yeni film de aynı yönetmen yetmedi, aynı kadrodan 4 oyuncu var. Ve fantastik olmasına rağmen o kadar mantıklı bir film olmuş ki, Aamir Khan'ın kepçe kulaklarına bile kulp takılmış:)
"3 Aptal" dan yadigar ve gerçekten aptal olan Virüs, virüslükten istifa etmiş. Millete destek yerine köstek olmaktan vazgeçip, eli yüzü düzgün efendi bir adam olmuş. Raju'nun annesiyle Farhan'ın babası evlenmiş, bir de çocukları olmuş. Ve Aamir Khan, film boyunca, kameraya masum bakışlar atıp durmuş:)

Saçmaladığımı da farkındayım bu arada. Bakmayın siz bana, hastane odasında can sıkıntımla birliikte otururken ne yazdığımı biliyor muyum?

( Okuyanlar bilir, bu yazı aslında böyle değildi. Ama biraz yanlıştı:) Yukarıda bahsettiğim nedenden, gaza geldim ben de n'apiyim? )

23 Ocak 2015 Cuma

"Yıla nasıl başlarsan öyle biter" derler.

Aslında bilmem, öyle mi derler? İşime geldi, emin olmadan yazdım işte:)
Hem bu bloğun yüzdde 90'ı uydurma, sorun yok yani:'

Bugün Trabzonspor'um -toprağım, kimliğim, herbişeyim- ikinci yarı ilk maçını kazandı.
Hastaneden çıkıpi aileme kavuşmanın sevincini yaşadığım şu günler de beni yine sevvindirmeyi bildiler ya, Allah razı olsun:)

Rakip takımın teknik direktörü Trabzonspor hakkında atıp tutuyor. Ve cevabını da aldı, hem de çok güzel oldu...
"Koşamıyor" dediğin "Bitmiş" dediğin oyuncu Sivasspor'a gol atarken aslında sana koydu naaabeeer?

Erkan Zengin'den de bahsetmeden geçmek olmaz. Adam yeni takımıyla ilk maçına çıktı ve iki asist yaptı.

Yusuf Güney Trabzonspor Marşı'n da "Patlıyor Trabzon'un fırtına sessizliği" sözünü boşunu demedi ya? Bak ilk yarı sustuk sustuk, sonra bom!
Hadi geçmiş olsun:) Bu arada suskunluğumuz bayağı bir uzun sürdü, ama olsun:)

6 Ocak 2015 Salı

baş harfi "H"

Aydın'dan  dönerken Enver Amca' ya demiştim ki: Bu akşam Trabzonspor' un maçı var. Eğer alırsak sana telefon açacağım ve " KAZANDIK" diye bağıracağım, bak görürsün.

Orada neredeyse herkes fenerliydi. Ben de onları " TRABZON, TRABZON, TRABZON DA TRABZON!" diye gıcık etmeye bayılıyordum:)
Anlayın işte, gidiyorum diye bu fırsatı kaçıramazdım.

Otobüste İpod' umun interneti çalışmıyordu, ben de meraktan çatlıyordum. Derken babam aradı. Farkettiğimde annemin tepesine binmeye başladım, maçı sorsun diye.

- 1-0. Trabzon kazanıyor.
- Vay be... Kim attı kim?
- Henrique atmış.
- Anlamadım?

Kalem kullanmadan eline " H " yazdı. Devamını da getirecekti, ama bu sefer anlamıştım. Bir " Oh! " çektim ve sırıtmaya başladım:)

Anladınız mı şimdi, Trabzonspor sevgimi? Çünkü onlar benim kahramanım da ondan...
Ama bir tanesi var ki, onu daha çok seviyorum.
O kim mi, bilmiyorum ama baş harfi H...




26 Aralık 2014 Cuma

Trabzonspor Zuhal Yardım' ın gittiği hiç bir maçı kaybetmedi:)

Başlık gazete manşeti gibi olmuş değil mi? Ne de olsa soyadımız YARDIM. Büyütülecek bir şey değil, görevimizi yaptık sonuçta:)
Hem de 9-0' lık bir yardım...

Trabzonspor kendi sahasında rekor kırarken, ben de rekorumu çoktan kırmıştım. Maça annemi de getirmeyi başarmıştım:) İlk önce atılan gollere normal tepki verdi. Sonra öyle bir noktaya geldi ki, sadece gözlerini devirmekle yetindi:)
Hatta bir ara korktum, beni geçecek diye. Çok hoşuna gitmiş de:)

Manisaspor Teknik Direktörü "Neden bu kadar attılar?" demiş. Aynısını ben de diyorum. 2010-2011 sezonunda "Trabzon kümeye" diye bağırmış olabilirler, ve ya şikeye karışmış olabilirler. Ama sizin alacağınız varsa bizim de kalbimiz var. Ve inmek üzereydi. Kalbimiz tekledi, tam 9 kere.
Bu arada tabii ki şaka yapıyorum, bu bloğu açma nedenlerimden biri olarak... Ama yine de 90 dakikalık kriz yaşadığımı itiraf etmeliyim:)

Sen hiç gittiğin ilk maçta, sezonun tarihine tanık oldun mu? Ve ya gittiğin tüm maçları almaları yüzünden, kendini "Uğur Böceği gibi hissettin mi?
Ben hepsinden de tattım. Çok heyecanlıydı...

Bu arada maça annemle gittiğimi söylemiştim ya? Belki YARDIM güçlerimiz buluşmuş ve Trabzonspor' a malum olmuştur ha? Belki de futbolcular o yardımcı havayı sezdiler.
Ya da çok daha basit bir açıklaması vardır. Ayağımız uğurlu gelmiştir altı üstü:)

23 Aralık 2014 Salı

Dikkat, spoiler var!

Şimdi size harika bir kitap örneği olan Böğürtlen Kışı'ndan bahsedeceğim.

Kitabın ismini bir türlü aklımda tutamayıp israrla "börülce" diyerek kitabın tüm karizmasını mahvettiğim, kalabalıklar arasında bana "vooov!"lar çektiren bir kitap olur kendisi:)
Dedektiflik romanları gibi. Tek farkı dedektif değil gazeteci:)

Kitapta iki farklı hikaye anlatılıyor. Ortak tek noktaları ise, mevsimdis gelen kar fırtınası.
Patronu daha önce de aynı tarih de böyle bir fırtına olduğu için geçmişle alakalı olduğunu düşünüyor< Ve çalıştığı bölümü ilgilendirmediği halde gazeteciden bir mekale yazmasını istiyor. Sonunda gerçekten bir sürü sır çıkıyor ortaya. Kendisinin aile sırları da dahil.

Gerisi de okuyuculara özel kalsın. Veya okuyucu adaylarına.

Son olarak bu saheserin yazarı Sarah Jio' dan bahsetmeden geçmek olmaz.
Çok sade bir üslubu var, su gibi okunuyor. Neredeyse bütün olayları birbirine bağlamış ve bunu ustalıkla yapmış. Yani okuyucuyu yormadan. Okuyanlar bilir, çok sürprizli bir kitap. Ve yazar bütün bu detayların altından ustaca kalkarak kalitesini ortaya koymuş:)

Bu arada hala Böğürtlen Kışı' ndan bahsediyorum..
Yok canım, börülce:)



19 Aralık 2014 Cuma

Trabzonspor Ulan!!!

Benim Trabzonspor' u tutma sebebim, Trabzon' lu olmam değil.

" Takım hep kazansın, memleketimin değeri artsın. " gibi bir düşüncem yok. Hiç bir art niyetim yok yani. Benim sevgim yürekten yürekten... Hem de en derinden...
Zaten kazandığımızda yok ki, beraberlikler aldı başını gidiyor;)
Olsun biz seni yine severiz. Bilmez misin, ne mangal yürekliyizdir biz? ;)

Uyuma konusunda zorlandığımda Trabzonspor yastığım imdadıma yetişiyor, üşüdüğümde hırka niyetine giydiğim formam içimi eritiyor. ;)
E hala inanmadıysan Allah inandırdırsın.

Nursena' yla aramızda geçen diyalog iyi özet olur sanırım.

- Kızım ne bu senin Trabzonspor aşkın?
- Nursena bu hastalık gibi bir şey.

Belki davetsiz misafirlerim arasında Trabzonspor Aşkı da vardır ha?

1 Aralık 2014 Pazartesi

Şiddetli bir fırtına geliyor, Karadeniz tarafından:)

1 Önceki yazımda ( ki bunun 61. yayına denk düşmesi çok ilginç(!) ) Trabzonspor hakkında son bilgileri paylaşmıştım.
Ama bunun artarak devam edeceğini yazmamıştım:)

Şükürler olsun Gençlerbirliği' ni yendik. Haklarını yemeyeyim bu arada, iyi takımlar. Ve bize dört gollük bir kıyak çekmeleri büyük incelikti.
Afiyet bal şeker olsun canlarım. Çok makbale geçti yine bekleriz.

Hepimiz kolayca bilebiliriz aslında maçın yıldızını.Siz deyin Cardozo, Biz diyelim Goldozo:)
3 gol birden attı, bir maçta. Ve sıfır skorla başladığımız lig de sayesinde en golcü takım olduk.
Ben dünya starı diye buna derim arkadaş!

Bir de Galatasaray maçı öncesi " Trabzonspor a fark atarız diyen Semih Kaya' ya cevabım; Tam tersi olmasın?
Sen hiç Karadeniz Fırtınasının şiddetini duydun mu? Tam 61 derece:) 
Duymasanda önemli değil, uygulamalı gördün zaten:)