25 Temmuz 2020 Cumartesi

Kurtuluş Son Durak

Sosyal konulu filmler iyidir, bilinçlendirir ama bir özelliği daha var ki, şansı sonuna kadar zorlanır . 

Kadınların birbirine destek olması,  kuafordeki islere de yardim etmeleri, Eylem'in buzlarını kırmaları derken iyi başladı.  
Ama boka sardı af edersiniz.

Karşıt film yapalım derken yavaş yavaş onların yoluna düştünüz. 'Sevgi her seyin çözümü' diye başladınız ama devamı gelmedi.

Sevgi o mu Allah aşkına? 
Olmadı, bastan.

Şu an Leyla Ile Mecnun izliyorum, Pakize Almanya' da. Dönecek mi bilmem ama özlemimi bu filmle giderebilirim:) 

(iskender&Pakize çiftini yine ayıramadılar)




10 Temmuz 2020 Cuma

Aşk Bu mu?

Enver Dede'nin hala Enver Dede olduğu filmdir. 

Sen kalk, iki taksitle vereceğin paranın son kısmını olayın arifesinde ver. 'Kapı orada' demenin tuzlu yoludur bu")
Ayrıca, elin adamını evine alarak sarf ettiğin tüm çabanın heba oluşudur...

Allah'tan ki aşık oĺdu da geldi, yani aynı adam birkaç gün öncesine kadar o parayı cukka yapardı :)

Verilmiş sadakan varmış dedecik:)

Filmin sonunda ki saçmalığa girmem, çarpılırım. O  neydi ya?

Afra Saraçoğlu oyunculuğu, atlladığım sahnelerden sen sorumlusun...



24 Haziran 2020 Çarşamba

Train To Busan

Duygu yüklü zombi filmlerini sevenler buyursunlar:)



Sondaki fedakarlığa gerek yoktu bence, saçma değildi ama mevzı oraya gelmeyebilirdi. Kızına uzanmadan trenden atabilirdi zombiyi.
Neyse,  başrollerin de ölme hakkı var demek:)

Kötü adamın oraya kadar gelmesinin saçma olduğu kesin ama... Saklandığı vagon da tuvalet yoktu ki. Diyelim ki diğerlerini yem ede ede açık kapıdan çıktı.  
Hatta demeyelim, elle tutulur tek yanı bu çünkü: )


Bakın bu mantıklı: )

Ilk kurban olan yaşlı kadın kapının arkasında hiç çıldırmadı maaşallah:) Kardeşini tanımış gibi gözlerini ona dikti.
Bilincini kaybetmemiş de olabilir. 

Asıl grubu virüslü diye  dışlamaları da ayrı olay ... O biraz da toplum psikolojisi.

Kore zombilerinin hızının, karnı burnumda kadının performansı malum:)

11 Haziran 2020 Perşembe

Film Maceram

Suavi'ye haber edin, kendiyle aynı fikir de biri daha var:) 
Ben de teknolojiden çok haz etmem ve yine ben de mutluluğu kendinden başka insanlar da arayanları çok anlamam. ( Ben demedim, o dedi:)

Neflix'den film karıştıran karantina tayfasındanım. Bir kaç film izledim, Biri hariç sevebileceğim bir filme rastlamadım. 
Ve bir satır yukarı da bahsettiğim fikirlerden dolayı Cebimdeki Yabancı'yı o kadar sevdim ki, pc başından kalkmadan orijinalini izledim:)

Sonradan gelen not; Orijinali sanarak Fransız versiyonumu bile izlemişim...)

Orijinalinde, Suavi ve Kerem'in telefonu değiştiği hiç aklımızdan çıkmıyor, ters ters bakıştıkları için:)  Ben mi dikkat etmedim bilmem ama Türk versiyonunda karmaşa arasında olayı unutup ters köşe oldum.
Sonu ise, kendiliğinden ters köşe zaten:)

Yukarıda ki satır spoiler mi bilmem ama filmin parçası olduğu için değildir büyük ihtimalle... Eğer öyleyse sonunda ki ters köşeyi ve filmin verdiği mesajı size bırakıyorum
:)



'Sevebileceğim 1 film' le kastettiğim ise-
Burak Aksak harikası, Leyla ile Mecnun'dan Erdal Bakkal'ın arz-ı endam ettiği, (Bu sefer de kahveci:)  Yılmaz Erdoğan' canlandırdığı 'Masal anlatacağım diye uyuyan çocuğu uyandırdın'  sahneli: Bana Masal Anlatma.

Yönetmenin o sahneden sonra  Bana Masal Anlatma diye jeneriğe başlama detayı çok hoşuma gitti:) 



'Şarkıcılardan oyuncu icat etme' etkinliğinin bir üyesi de, Murat Dalkılıç:) 'Bir Hayli' şarkısının nerede çalacağını düşündüğüm, Dünya Hali.
Ortam ne kadar müsait olsa da çalmadı ama replikler yansıyabilirdi sanki... 

Mesela: aileler çocuklarının evliliğine kesin gözüyle bakılıyor ama Serdar'ın gönlü yok. Şöyle dese:

- Verilen hangi söz tutuldu ki be anne... 

Romantik komedi bayıldığım bir tür değil, çoğunun başı sonu bellidir ama bu film şimdiye kadar izlediğim türevlerinden daha iyiydi. 
'Bir bilene danışmak lazım ' mihayetinde bir sahne... 

-Aşk-
Herkes kulak kesilir. 
'Saçma sapan bir şeydir. Papatya çayı isteyen? 




28 Mayıs 2020 Perşembe

Bring It On Ghost

'İnsanlar öldüğünde ya cennete, ya cehenneme giderler'

O dediğin gerçek hayatta oluyor canım :) Dizi aleminde ise: yok iyi yer, yok kötü yer, yok yarım kalmış işler, yok...
Ucu bucağı yok :)

Kovalamaya sahnesiyle başladık diziye ve altyazı geçti.:'Dünya da türlü türlü insan vardır. Hırsızlar, polisler... 
Ama cümle bitmiş gibi değildi. Bir süre sonra kovalamaca bitti ama kovalayan kişi hırsızın üstünden atlayarak yoluna devam etti. Ve altyazı geldi

'Hayaletler...' 
Yeni dizim hayırlı olsun :)


Bu da benden:' Yanlış anlamayın. Bir kadına değil, 


... Hayalet vurdum '

Zorla güzellik olmaz güzelim. Derdini anlat 'insan' gibi...


³. Bölüm, sosyal medyanın öldürücü etkisi... 

7. Bölüm de, çocuklarının başarısı için yırtınan ama dozu aşan ebeynlere hitap ediyor. 
Özellikle Kore'de çok baskı var diye biliyorum. Kaynak: Sky Castle... (izlemedim ama konuyu biliyorum) 
Ne zaman ki: 'Ben yapamadım o yapsın' değil, 'Mutlu olduğu şeyi yapsın' deyeceksiniz bu tarz bölümleri rahatça izleyebileceksiniz:) 











1 Mayıs 2020 Cuma

Atiye

Izlemeye yanaşmadığım dizi... İnadımı kırdım dün gece, ablamın da izlemek istemesinin payı büyük tabi...
Ne diyeyim, Atiye furyasına biz de kapıldık ')

Eleştirilerden biri de dizinin Amerikanvari oluşu... Bence de öyle,  45 dakika yazılmış olsa da fazla yapay... Ilham da buradan geldi:)  Daha Türk işi olsa nasıl olurdu? Çok iyi bildiğimi iddia etmem tabii, sadece hayal gücümü çalıştırdım :)
İlk bölümü baz alıyorum çünkü sonrasını henüz izlemedim :)

Atiye'nin kardeşine dert anlatma çabası... Aceleyle mi yazdınız yoksa ciddi miydiniz? Özbeöz kardeşi ablasının neyle meşgul olduğunu cidden bilmiyor mu? O tepki ne Allah Aşkına? 
Hele ablası sanrılarını anlattığı sahne cevabı...

'Pardon, bu zamana dönebilir miyiz? Merhaba, ben kardeşin'

Erhan'ı ikna sahnesi... Atiye bence sen dert anlatma kuzum:) Ne yaparsan yap, ama sadece 'hissediyorum' deme:) Tüylerin ürpermiş olabilir ama kanıt olmadan inanılır mı böyle bir şeye?
Kaldı ki kanıtın vardı zaten, sergide o sembolün fotoğrafını gösterebilirdin. Aynı gün yapılmış diye  yine inanmaz diyelim, daha eski bir fotoğraf gosterebilir ve tarihten dem vurabilirdin.

Ressam olarak elinde eski resimlerin olduğunu varsayıyorum tabi...

Kazı da yakalandığı sahne de olay çıkarırdı. Küçük kız içeri de kalmıştı ya, o konu kaynadı gitti zaten. Hayal ürünü olduğu da oradan belli oldu.
Hayal ürünü de olsa kızı orada bırakmasını sacma buldum.

Aslında durup Erhan'a açıklama yapmasa şaşırmazdım. Kardeşi geçtim, 'kim inanır?' deyip sembolü görmeyi rica ederdi sadece. Ret yer ve kendi kendine ajanlık yapardı ve bölüm sonu her şey ortaya çıkardı.

Zaten olduğu gibi...
-Atiye, sen... Sen kimsin?


Hangi beni soruyorsun? :)




21 Nisan 2020 Salı

Hotel Del Luna

Ilk bölüm için söylenecek tek bir söz var, izlerken bolca söylediğim gibi: vay canına!
Yoktan var olan otele bayıldım:) Bir de hırsız niyete her yeri gösterdi yönetmen :)


Komedi olarak sevimli ve düşünceli bir davranış, mantıken aşırı saçma... Esas oğlanın ruh bekçisine yardım etme sahnesinden bahsediyorum.

Yani, 20 yıl sonra memleketim de barınamayayım, (Ayrıca öyle bir sırrı genelde söylemezler) geldi ve beni alacak diye içim içimi yesin, teklifini kabul edeyim diye korkunç hayaletler gostersin. Sonra insafa gelip bıraksın ki ben ona acıyıp yanında kalayım...
Hadi oradan!


Esas oğlanın çok yetenekli olduğunu yorum, kaynak 'Circle'.  (Küçük Emrah bakışlım benim) ama onun da yumuşak karnı komediymiş. Abartılı oyunculuğu onun için başladığım diziyi, esas kadın için izlemeye yöneltti. 
Akıllara zarar bir zarafete sahilp haspam:) Uzak Doğulu'lar fantastik işini iyi kıvırır, biliyorum.


Man Wol'un olayını çözemedim ya: 3 küsur bölümdür 'Cezalandırıldım' diye küskün küskün dolaştı, sonra zincir kırıldı. (hem de çiçek açarak:)
E neyin inadı kaldı be ablacığım?


2. Ve ya 3. Bölümde ki liseli kız, kendi bedeninde olmamasına rağmen asıl sahibi gibi davrandığı için şok olmuş (!) ve 'Huyu mu değişti, ne? Demiştim. Sonra işin kokusu çıktı tabii. Hem de çok geçerli bir koku:) Başına hayalet dadanmış da asabileşmiş yavrum:)
4. Tercihmiş bir de... Birileri duymasın :)


Ayrıca gençler, ne yapıyorsunuz çocuk aman hayaletin önünde? :)


İlk bölüm de mantıksız ve saçma bulduğum bir sahneyi eleştirmistim ya? Bu bölümde de vardı ama esas oğlan fark etmeden de olsa hoşlanmaya başladığı için pas geçtim :) 

Jun Ki rolünde çıkamamış bir Jun Ki:)

Man Wol'un karakterinde birinin henüz 6. Bölüm de hislerini bu kadar açığa vuracağını hiç düşünmezdim ama olan tam olarak bu:) Kıskançlık krizleru, bakışların yumuşama hızı...  'Burası daha güzel çünkü sen buradasın'
Esas oğlanın duygularını anlamamasından yüz bulmuş da olabilir gerçi:) 


İlk bölümlerden aldığım tadı 9. Bölümden yine aldım. Man Wol'un geçmişini açığa vurma çabası dizinin gidişatına gölge düşürmüştü sanki... 
Yeni mekana taşınıldı ve komedi başladı :) 


' Yaşayanlar hayaletlerden korkuyor, hayaletler yaşayanlardan korkuyor.' 
Sevdim bunu, güzel laf:) 


Surat asma lazım olur :) 

Kitap kurdu bir vatandaş olarak Kütüphane Hayaleti olayını beğendim :)

-Bahçede bir sürü çiçek var 
- Hiçbiri gerçek değil 

(Konu kapanmadı) 

-Ha, unuttum. Senin çiçeklerin gerçek.


Son bölümde, eski zaman da eski zamandan bahsetme klişesi yapıldı ve dizi bitti:)


Oysa herkes öldürür sevdiğini...