Geçen sezon 5'te 5 yapan takımdan ayrılıp, yeni takımıyla çıktığı ilk maçta kupa kazanmak:) Çoğu maçta Vakıfbank'ın rakibi Fenerbahçe'ydi bir de...
Ne diyeyim, Allah herkese Meryem Boz şansı versin:)
Geçen sezon 5'te 5 yapan takımdan ayrılıp, yeni takımıyla çıktığı ilk maçta kupa kazanmak:) Çoğu maçta Vakıfbank'ın rakibi Fenerbahçe'ydi bir de...
Ne diyeyim, Allah herkese Meryem Boz şansı versin:)
Phil ve kareli gömlekleri iş başında:)
Modern Family'nin Phil'inin gönlü kaymaya meyilli olsa da, (Özellikle kayınvalidesı Gloria'ya karşı) karısı Claire'a hep sadık oldu. Burada ki elaman ise ilk kavga da karısını aldattı. Hayııır, sen Phil değilsin!
Yaratılan evren güzel, 7 karakter 1 kişi... Hayır, çoklu kişilik bozukluğu değil; tek çocuk yasasının hakim olduğu bir dünya. Yani bu ne demek; usta oyunculuk, kurgu demek...
Zuhal beni izlesin demek:)
Hani bir film izlersiniz, ayılıp bayılırsınız ama durulunca "O kadar da güzel değilmiş..." dersiniz biraz da hayal kırıklığıyla... Bu film o duyguyu sonuna kadar yaşatır.
"Madem çocuk sayısı 7, haftanın günleri olsun hadi." diye şansımın yaptığı iğrenç bir espriyle başlıyorum:)
Bence o kadar sıkı düzene gerek yoktu; zaten bir isimle kayıtlılar, biri evdeyken diğeri çıkar. Çocuk bu sonuçla, bağlasan durmaz:)
Okul durumu da çözülürdü, ek ders vs... Hele hafta sonuna denk gelmiş talihsizler varken.
Senin gibi sarı:)
Olmayan fizik bilgiyle demek istiyorum ki; 50 kilo civarı ağırlığında, son sürat atlarken bir kurşun kısa düşmene sebep olmaz.
Ama film bu, olur öyle şeyler...
Friday, madem gaz dolu eve girip bomba hazırlayacak kadar cesur: "Ben sizin gibi değilim" konuşmasını kim yer ha, kim yer? İfşa olmuşsun ayrıca, ne veri silmesi?
En gereksiz ölüm ve en sevdiğim karakter sen oldun Friday...
Kavga sahnesinde aynı kıyafeti bulma mantıksızlığına girmeyeceğim, kimin öldüğü yakın çekimde bariz belliydi. Aynı saç tipli kardeşiyle etseydi münakaşasını...
Bütün bu tutarsızlıklardan sonra yeniden izler miyim, soru işareti ama görünce gülümserim, o ayrı:)
Gifleri koyarken bile izleyesim geldi:)
Yer, Amasra. Yıl, bilmem kaç?
Başrolün yine savcıyı oynadığı dizi. Ama aynı zaman da yazar da. Şöyle ki; Ne, iki tane Ji Sung'mu?
Darısı Ji Sub'un başına:)
2. Bölüm itibariyle, Ji Sung maceralar peşinde:) Evi boydan boya, kattan kata dolaştı. Yemin ederim hızlı hızlı yürüyesim geldi:)
Dizinin olay örgüsünü sevdim ama Ji Sung olmasa, hele ki ikili oynamasa izler miydim bilmem?
Korku filmlerini bilirsiniz, genelde mutlu aile diyaloglarıylla başlar.
" Ömer (Oliver diyelim buna), biraz daha tavuk alır mısın canım?"
" Ah sağol Hamiyet teyze (Hannah olsun), yeterince yedim harikaydı."
"Oliveeer, her zaman gönlümü almayı bilirsin. Kahveli kurabiyeler de al tatlım."
"Heyy, bunlar harika... Sen de denesene baba!"
İşte bu mutlu diyaloglar sürerken, evin küçük kızları Reyhanla Beyhan aralarında kikirdeşirler, büyük oğlan Ayhan (Adam olsun) patavatsizca espriler yapar, erkekler Hamdi ve Erdinç (Hommer ve Ernest) ise eyalet seçimleri hakkında yorumlar sıralamada vakit öldürürler. Noel yaklaşmaktadır, dışarı da kar yağmaktadır, cingıl bells, cingıl bells, cingıl ol du veey çalmaktadır ve sofra da bir kişi, hiç ses çıkarmadan, konuşmalara katılmadan, kireç beyazı suratıyle tabağını kasıklamaktadır.
O kişi benim Aynur, nam-ı diğer Alice.
Filmin ismi: Alice Tehlikeler Diyarında.
Kitabın sonunda belirttiğiniz gibi "devamını" bekliyorum Halenur Gürbüz:)