Maral Atmaca'nin Saka ve Sanri'sini nihayet bitirdim; henüz okumayanlar gözlerini kapatsın, çünkü yorum zamani geldi.
Önceden söylediğim gibi bu çifti daha çok sevdim ama geniş bir çerçeveden bakınca çok da çift olmadılar sanki. İnsanoğlu zaten bağımsız olmayı, geçmişinin travmalarından kurtulmak icin sevdiklerine sarılmak varken onları itmeyi hatta kendinden sogutarak mesuliyet atmayi daha cazip bulan bir mahlukat. Hem Saka, hem Sanri bu konuda hadlerini bol bol aştılar. Evet, basbayağı toksik bir ilişki...
Mesela zehirden kıvranan birine panzehir vermek yerine, ölümün sembolünu göndermezsin ve ya yazın bile üşüyen birini ayazda mezarında yatiracak kadar kinlisin, tamam ama son 2 hafta hayal gibi musallat olup bir de aklından şüphe ettirmezsin.
Sonra sürpriz, ben aslında ölmedim.
Begüm Saka'nin da kabahati yok; hangi anne küçük kızıni olası travma yaşatmayı göze alıp tanımadığı birìnin elini tutar? Kizi eve gönderse yalnız kalır ve kesin olarak, hosgeldin travma
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder