19 Ağustos 2019 Pazartesi

10 Amazon - Yaşam Gücü

Amazon kadınları kafilesinden Ayşe Durul Aslan, tedavi sürecini anlattığı bölümü şiir ve sözlerle donatmış.
Bendeniz de paylaşmış :)

' Kadınım ben 
Küçücük yüreğine dünyaları sığdıran 
Elleri hamur kokan 
Kırılgan, alıngan 
Gözyaşları içinde gizli 
Tutkulu, düşbaz, haylaz bir kadınım ben 
İncitmeyin beni 
Giydiğim fistanlar bile çiçekli 
Bedenimin ne önemi var ki? 
Benim hazinelerim yüreğimde gizli 

Çaresiz anlarınızda isyan etmekten cekiniriz ama düşüncelerimize engel olamayız. Gönül elemini konuşarak atmak, azaltmak ister ama bu durum acımızı çoğaltmaktan başka işe yaramaz.
Derdin geldiği gibi gitmesi O' nun elinde...

' Neden ben?' sorusu beynimi zorlarken 'Rabb' imden gelen başımın üstüne' dedim içimden.. '

Tolstoy amcadan guzel bir alıntı var.
Seruma kan gelir gibi gelsen...'

Ayşe Durul Aslan'ın final şiiri :

' Senin hayatın ne renk?
Yoksa çok mu renksiz!
Aslında boyalar da, fırçalar da senin elinde 
Boyayıp boyamamakla kararsız mısın?
Duruluğunu kirletmeye kıyamıyor musun?
Kim bilir, belki de boylarını.. 
Garip bir korku kaplar, fırça elinde öylece kalakalırsın...
Benim mi?
Şimdi gözyaşlarım bile rengarenk... '


Ayşenur Parlak' ın en beğendiğim yönü, travma yaratacak kadar güçlü olayları alıp 'Trajikomik yapması:) 
Onun bölümünde bir üzülüp, bir gülmek mümkün... 

Gerçek de öyle olmayabilir tabii, acısını mizahla örtüyor olabilir. 
Yine de alıntı furyamdan nasibini alsın ama Bilgen Denktaş' tan... 

'Moral ve çokça gülümsemek her şey değil miydi?' 


Ayrıca KTÜ' de okuyup Trabzon damarına hitap eden Pınar Akçe,  ellerinden öperim :)

 
İşte 5 Amazon :



Size bir sır vereyim mi,? Benden duymuş olmayın da, Aslında 10 Amozon'lar.. 
Resim bulamadım, okuyun da görün :) 

Kırlangıç Çığlığı

Iyi ve kötü arasında ince bir çizgi vardır, insan ikisi arasında bocalar durur... Bunlara gerçek hayattan aşinayız. Kitapta da, öldürülen çocuk tacizcilerinin öldürülme doğruluğu sorgulanıyor. Ölüm elbette kötüdür ama öyle iğrenç bir insandan kurtarılınca: ister istemez 'Kahraman' gözüyle bakılabiliyor.

Amerika'nın suçla baş etme yöntemlerinden biri, zanlıyı akıl hastanesine koymak...
Bence bu dünyanın yöntemi olmalı, çünkü sağlıklı düşünebilen biri kasıtlı olarak suça yanaşmaz. Boşuna katilleri 'psikopat, canavar' diye itham etmiyoruz ya?

Kitapta Zeynep'inde sorguladığı gibi...

Bir davranışı cezalandırılırınca o kişinin bir daha öyle davranmayacaklarını sanıyoruz. Sağlıklı düşünebilen birey yaşadıklarından ders çıkarır.
Ama psikopatlar için böyle bir kural yoktur...

Zeynep'in tahmini, Ali'nin kıskançlıktan attığı isim tutacak mı? Katil Körebe mi, degil mi?
İyi okumalar:)




Bu arada Kitabın polis kadrosunu, Kanıt dizisinde ki ikiliye benzettim ben. 1 bölüm bile izlemişliğim yok ama belki onların da Zeynep'i vardır:)


Var galiba:)


Kimlik

Bu filmi izlerken 'deja vu' gibi hisler yaşayıp durdum, hatta şimdi düşündüm de gerçekten izlemiş olabilirim..
Olsun canım, ziyanı yok. Tekrar tekrar izlenilesi filmlerden :)

Gerilim filmlerlerin de siddete meyilli bir karakter hep olur, hatta hüküm giymiş olması daha makbul...
Burada da halihazırda bir mahkum var zaten.

Ama ıska.. 
2 rolü var, biri kurban olmak:)

Bir mekana kapanmış öldürülmemeyi bekleyen kurbanlık koyunlar için de panikleyen biri de olur. Ve diğerleri tum suçları ona yıkarlar.
Burada da Larry...

Ama yine ıska...

Soğukkanlılığını koruyup tavrıyla diğerlerini sakinleştiren, zanlıyı bulmak için elinden geleni ardına koymayacak tipleri unutmamak lazım. 
Bu arada, olay mahalline erken varıp kanıtları yok etmektir asıl niyetleri...

Burada Edward
Ve yine ıska...

İlk ölenin, belasını arayanla aynı kişi olduğunu söyleme gerek yok:)

Savunmasız görünen, o kötü şeyler aklının ucundan bile geçmeyecek kanatsız melek hep bulunur
Ve asıl katil odur...

Bütün bu teorilerim tuttu ama filminde ters köşe yapacağı tuttu :)







18 Ağustos 2019 Pazar

Sahayı Görmek

Filmin birinde, B adamı A adamının kulağına fısıldar: 'Sahayı gör'
Ve A adamı aymış bir ifadeyle sahaya bakmaya başlar. 

Başarıya giden yolunu katmerleyecek her şeyi birbirine katlar: onu eleştirmeye hazır, kendi aralarında fısır fısır konuşanları... Hedef ve varış noktasında ki mesafeyi.. 
Ölçümleri yapar, pozisyon alır ve... 

Izleyin de görün :)

Karakterler 

A adamı: Matt Damon 
B adamı : Will Smith 
Silinen kalabalığın silinen üyesi : Charlize Theron

Filmin ismi: Begger Vance Efsanesi



Bu da afişi :) 

16 Haziran 2019 Pazar

Euclachacha Waikiki 2. Sezon

1. sezon da konuk oyuncu olan Shin Hyun, ana kadro da arz-ı endam ediyor. Jun Ki' de konukevi sahibi yerine geçmiş 3. adam da 3. adamı oynuyor :)
Özellikle 'İlk aşk' olayından sonra kesinlik kazandı.Istisnasız herkesin öyle bir olayı var, o başka :)

O zaman Jun Ki 'nin rolünü kim oynuyor? Onu da başka bir alanda da olsaoyuncu olması itibariyle Shin Hyun' a verelim:)


Killy Billy'i bir de böyle izleyin:) 

(Işınlanma) 
Yanlış anlaşılmadan kurtulma konusunda Jun Ki gibi olun :) 

2. Bölüm de işlenen 'tuvalete çıkamama'  konusu 1.  sezon da vardı ama Ki Bong' un duşu tamir etmesiyle birleşmesi güzel olmuş :)



29 Eylül 2018 Cumartesi

Harry Potter 1

Harry Potter serisini yeniden okuma kararı aldım. Henüz 1. kitaptayım ve bir şey keşfetmiş olabilirim.
Ve bu keşfimi sizinle paylaşmak istiyor da olabilirim;)

Sayfa 88,'Tombul bir kadının yanından geçtiler; Kadın aktarın önünde başını iki yana sallayarak söyleniyordu: Ejderha ciğeri, gramı 17 Sickle, çıldırmış bunlar...'

Biliyorsunuz, Weasley ailesi fakir... Biraz bu durumdan, biraz da karakter yapısından olsa gerek, Molly sinirli bir tip...
O yüzden diyorum ki: 88. Sayfada ki 'Tombul kadın' sahnesi, Molly'le ilk tanıştığımız yer olabilir:)


Kim bilir, J.K.Rowling'in büyülerinden biridir belki:)

Harry Potter'in ilk kitabının, yayınevleri tatafindan (galiba) 13 kere reddedildiğini hatırlayarak, şu an okurken yayınevi gözüyle bakmaya çalışıyorum. Ben olsam bu kitabı basar mıyım?
Ama kolay değil ya, serde fanlık var:)

3. Kitabın konusunu, 1. Kitabın ilk bölümünden haber veren muhteşem bir yazar J.K.Rowling...
Ama yayın evleri bunu nereden bilsin? 😉


Öğrenciliğiniz mi yanlış oldu, yaşlılığınız mı? :)

Prison Break 4

4. sezon aklanma sözü veren bir ajanın gizli operasyon ekibine dahil olundu.
Ve benim en sevdiğim sezon o oldu. Diğer sezonların aksine daha sakindi. Yani son dakika değişimleri falan yoktu,  ( Fox River'da ki  planın ilk halini çöpe atan,  değişen boruyu hatırlayın.  ) plan yapıldı ve ilerlendi.



Bazıları son sezonun diziye uymadığını düşünüyor,  bir de şu yönden bakın.  Uzun yıllar kaçan  mahkumların aklanma hayalleri gerçekleşti,  kardeşlerin babasının ilk sezon da söylediği 'Şirket* in akıbeti belli oldu ve yine kardeşlerin aile ilişkilerine değinildi.
İliklerine kadar uygun oldu bence...

Brad Belick'in ilk sezonda ki pislik hallerinden sonra 4. Sezon da masumane karaktere evrilmesi acayipti. Doğru yolu bulma ve aklanmanın etkili olduğuna bir şey demeyeceğim ama Linc'i öldürmeye çalışan korumayı bıçakladıktan sonra ki üzüntüsü pek inanıcı değildi.
Baksanıza T-Bag'e; Hem yardım etti, hem kötü kariyerine aynen devam etti:) Tescilli pislik seni:)




Ve Michael Scofield... Ne ağlattın abi... Hem başka bir işle uğraştım,  hem ağladım...
Film de yine bir kacış olayı vardı ve 4. Sezonun sonunda Sara'nın omuzunda ki işaretin anlamını öğrendik. Ve Michael yine öldü...
Bir karakter için 2 ölüm çok fazla...