15 Ocak 2018 Pazartesi

Marslı

Daha film bile bitmeden finali iki kere izlediğim, efsanevi bir filmden bahsedeceğim.

Uzay keşif ekibinin, bir üyeyi 'öldü' sayıp. Arkasında bırakmasıyla başlıyor. Buraya kadar normal, bilimkurgu filmlerinin popüler konusu bu... 
Mark Watner, bir antenin yerinden çıkıp giysisinde delik açması ve hava da uçup gerisin geri uçması sonucu Mars'ta kalır.

İlginç olan ise, Mark'in karnına saplanan o antenin giysisinde ki deliği kapatması ve onu hayatta tutmasıdır.



Buraya kadar da tamam olsun. İssiz bir gezegen de sağ kalıyor, ekibi onu kurtarmak için hayatlarını tehlikeye atıyor falan... Asıl olay, Mark'in ekibin botanikçisi oluşu, Küçük bir tarla oluşturup patates yetiştirmesi ve yemeğini ezilmiş ağrı kesiciye banıp yemesidir;)


En güzeli de, kendine 'Uzay korsanı' lakabı takip, giysisinin kaskını unuttuğunda 'Cık cık cık, uzay korsanına bak demesidir;)

NSA 'Mark'i Kurtarma Operasyonu' planını duyduğunda 'Adamı muşambaya sarıp mı getireceğiz?' tepkisi de efsaneler arasında;)

Başta ki sözüme hitaben, ' daha film bitmeden finali nasıl izleyebildin?' diyenlere cevabım: izleyin de görün;)


Spoi istemeyen okumasın, biraz finalden bahsedeceğim.
Dönüş yolunda ağırlık yapmasın diye, aracın parçalarını çıkarıp muşambayla örter. Muşambayı nereden bulduğu da merak konusu... Belki uzaya gidip Mars'in istikametine bırakmışlardır;)
Ekibin komutanı Mars'a yaklaşıp, durakta otobüs bekler gibi bekler ama Mark - orayı anlamadım ama galiba yakıtı bitti.- gelemez. Ve geldik filmin asıl efsanesine...

Onu Mars'ta mahsur bırakan olayın aynısını yapar, giysisinde delik acar. Ve kendi deyimiyle 'Demir Adam gibi uçarak' havada bekleyen komutanına döne döne gider;)

Elleri kavuştuğunda sıka tutunamaz ve delikten gelen havayla yoluna devam eder. Uzayla gemi arasında ki ipe tutunmayı başarır ve fazladan 5 saniye sonra mutlu son olur;)


7 Ocak 2018 Pazar

Go Back Couple

Güncel dizi inadımı kıran dizi, Go Back Couple.
Bölümler biriktiğinde başlamıştım ama diziyi çok beğendiğim için her gün iki bölüm, üç bölüm derken sermayeyi tükettim;)



Esas kız ikinci oğlanla yakınlaştıkça, Kore dizilerinde bir ilk olarak; esas kızla ikinci erkeğin evleneceğini düşündüm. Çünkü bölümün için de yaşadıkları ne varsa, bölümün sonunda önceki versiyonunu görüyorduk. Ama kaide yine bozulmadı...
Ne yapalım, bu sefer de böyle olsun;)


Esas erkeğin, geçmişe döndüğü için sevinmesi falan çok sinir bozucuydu. Tamam, günümüzde karınla boşanma aşamasında ve geçmişte yaptığın başka hataları düzeltme fırsatı bulmuş olabilirsin. Ama başka ne var biliyor musun?
Babasın sen, baba! Karın hatırlatmasa hatırlar mıydın acaba?


Jin Jo'nun günümüzde ölmüş annesini geçmişte bulması...Geçmişte bıraktığı oğlunu özlemesi...
Annesi ve oğlu arasında yaşadığı ikilem...


Jang Na Ra müthiş oyunculuğuyla bu duyguları bize ustaca yansıttığında ağlamaktan başka çaremiz kalmadı tabii;)

5 Ocak 2018 Cuma

Aç Kapıyı Ben Geldim

Kitap Yurdu’nun yeni çıkan kitaplar bölümünde gezinirken Metin Köse'nin yeni kitabını gördüm. Ve almam için 'Mübadele' kelimesi yetti.
Hakkında başka bir şey bilmeden aldım ve hiç pişman olmadım.

Kitap sadece karakterleri değil, konu olan şehir ve mübadele olaylarıyla ilgili bir çok şey anlatıyor. Ayrıca eski/yeni zamanı anlatan yerlerde; bölüm sonunu üç noktayla bitirip, diğer bolum ve yeni zaman dilimine uydurması da mest edici özelliğe sahip;)

Karakterlerle ilgili olmayan bilgilerden bir örnek;
Safranbolu' da çocuklara mübarek isimler vermezlermiş, kızarak hitap ederler diye korkarlarmış, Bir adam, İbrahim Peygamberin ismini çocuğuna vermiş ve saygıdan 'İbrahim Bey Oğlum' diye hitap etmiş;)

Seyahat kitapları sıkıcı olabiliyor, yani bir yeri görmeden hikâyesini okumak... Bu kitapta da sıkıldım, ama yanlış anlamayın ha; pişman olmadım;)
Hatta Safranbolu'yu seyahat listeme aldım;) 

aç kapıyı ben geldim metin köse ile ilgili görsel sonucu

26 Kasım 2017 Pazar

Toprak Ana

Cengiz Aytmatov'un kitapları, çok beğenilmesi ve güzel kapaklarıyla uzaktan hep karizma gözükmüştür gözüme. Sonunda yazarla tanışmak istedim.
Kütüphane de ararken, Eskiden beri evimizde mevcut bulunduğunu öğrenmemin sevinciyle Toprak Ana’yı okumaya başladım.

Kitabın inceliğine aldanmamak gerekiyor, zira için de bir dünya var. O kadar olay oldu ki, basını hatırlamam için biraz düşünmem gerekti;)

3 oğlunu cepheye yollayan; hatta yası geçkin kocasını bile uğurlamak zorunda kalan ve sonunda hepsini kaybeden bir ana...
En büyük oğlundan geriye kalan geliniyle yasamaya baslar ve doğum sonrası onu da kaybeder...

Kaybedilenler arasında en çok geline üzüldüm. Hatta kendi adımında rahmetlilerle anıldığını okuyunca, Duygulandığım doğrudur…
Acıları artmasın diye anasını mutlu etmeye çalıştı, evin en küçük oğlu sadece kaybolduğu için, geri döneceği hakkında umut aşıladı. Ve maalesef beklenen dönmedi...

Gözlerimin musluklarını hafif damlattıran bu kitap, kütüphanemin bas köşesinde yerini alacak.
Gerçi ben de olan baskısında yazım yanlışları beni sınır etti, ama olsun.

Yazarın karizmasına gelince...
Çoğunlukla uzaktan bakıp iç çektiren şeyler hayal kırıklığı yaşatır. En azından ben de böyle oluyor, uzaktan göz alan ve popüler şeylerle pek anlaşamıyoruz.

Ne eksilmesi azizim, arşa kadar yükseldi;)




Bu arada, Cengiz Aytmotov'un gençliği; Jack Nicholson'u hafif andırıyor:)

27 Ekim 2017 Cuma

Fated To Love You

Yıllardır Kore dizisi izliyorum; ama bu kadar eglencelisine ilk defa denk geldim diyebilirim. Drama bağladığında bile güldürmeyi çok güzel becerdi. Senaryodan değil, psikopat (!) adamın gülüşünden... En kötü zamanlar da bile, yalandan da olsa patlattı kahkahayı;)
O güldü biz güldük;)


Çok nadir Kore dizisi izleyen ablam da benimle izledi, hem de beraber başlamamıştık. Bu dizi böyle işte, uzaktan adamı çeker.
Amerikan dizilerinin 45 dakikalık bölümlerini bitirmeye bile zorlanabilen insan, 1 saatlik bölümleri peş peşe izledi;)
Beni saat 2'lere kadar ayağa dikti...

Ben de Jang Hyuk'un dizilerinden biri olan, yarım bıraktığım Voice'nin finalini izledim.
Diziyi yeterince methettim galiba, tanıtım kısmına geçelim.

Mi Young'un hastalık derece de bir huyu vardır, kimseyi red edememek.... İstenmeyen islere bile 'Hayır' diyememek kötüdür, Mi Young'da zaten istemediği bir is yapmaz ki... En saçma isleri bile zevkle üstlenir.
Sınır bozucu bir huy, ama güzel bir sebebi var; 'Reddedildiğinde karşındakinin neler hissedeceğini düşünsene'

Her neyse, yine başkasının ışının peşindeyken, - arkadaşının uzakta yaşayan kızına meyve suyu yollamak:)- yere dökülen şekerlerin üstüne basarak yalpalayan Mı Young'un durağı kız arkadaşına yüzük alan Lee Gun olur.
O sahne yavaş çekimdi biliyorum; havalandılar havalandılar, eşyaları da onlarla birlikte havalandı ama bir türlü düşmediler;)


Düşün be mübarekler;)

Lee Gun'un yüzüğünün yuvarlanma sahnesi de süper. Sanki aklı varmış da nereye gittiğini biliyormuş gibi oraya buraya çarpa çarpa gider, yürüyen merdivenleri bile kullanır;) Sonunda bir köpeğin önünde durur. Bağlı olması gereken tehlikeli bir köpeğin...
Haydi yine baştan…Koştur anam koştur;)


Koridorun sonunda köpekle karsı karşıya gelirler. Aslan Lee Gun köpeği bakın nasıl tehdit eder;
Bu arada köpek kızdığından değil, Mi Young'un cebinde ki şekere koşmuş.


He, bir ceket darbesiyle öldü:)

Yüzüğe gelince Mi Young çoktan bulmuş, parmağına sokmuş. Öyle bir takmak ki, bir daha çıkarmak nasip olmaz;)
Lee Gun'un bağırıp çağırmasının ardından, siz de bizim gibi 'Bunlar birbirine nasıl asık olacak?' diye merak ederseniz; buyurun izlemeye;)

O gülüşün sırrı;)


Tamam baba;)


Secret Garden'la ilgili bir şey öğrendim. Yorumlardan öğrendiğim için ne kadar doğru bilmem ama, Secret Garden'da esas oğlan için Jang Hyun isteniyormuş.
Çok istemelerine rağmen olmamış ve Jang Hyun'A benzeyen Hyun Bin başrolü kapmış.

Jang'lı Garden güzel olurdu değil mi?


15 Ekim 2017 Pazar

Duel

Aylar önce bir dizi izlemiştim ama beğenmeyip 2. Bölüm de bıraktım. Sonra Romantic Doctor Teacher Kim dizisini favori listeme kattım ve aynı oyuncu oynadığı için yarım bıraktığım diziye devam etmek istedim. Ama yine dayanamadım ve Blood'a geçtim.
Oradan sevdiğim bir replik;



Hem cerrah hem vampir... Yine favori dizimden bir oyuncu ve başka sevdiğim bir aktör vardı. Hastane dizilerini çok severim ama bu tarz hiç ilgimi çekmedi. Eskiden vampirli dizilere bayılırdım oysa...
Bu da olmadı.

Sonra, yine yarım bırakılmış bir dizi olan Duel'e geçtim... Bu küçük maceramı anlatma amacım, orada da favori dizimden 2 oyuncu var;) Güzel olduğu kadar ilginç karşılaşmalar...
Beni takip mı ediyor bunlar? 😉


Hayır yavrum, önce ki hayatın da cerrahtın;)

Hani 'Bu dizi hakkında söylenecek çok şey var...' diye başlayan yorumlar olur ya? Ben bir degisiklik yapayım, 'Yang Se Joon hakkında söylenecek çok şey var' diyeyim;)
Adam fizik olarak değil, oyuncu olarak evrim geçirdi resmen... Henüz 3. Yapımı olmasına rağmen 2 farklı karakteri oynadı, yetmedi; klonların atasını oynadı. 3'unde de bambaşka duygular hissettirdi.
Bir sahne de Sung Joon gibi masum bir karakteri canlandirirken, diğer sahne de Sung Hoon'un caniliğini iliklerimize kadar hissettirdi.

Guzelim Sung Joon'u dizinin samar oğlanı yapmaları...

"Ben de çok vurdum." 
Bu arada, bu kiz da Romantic Doctor Teacher Kim'den:)

Diziye gelince; konu olarak ilk baslarda Defendant'a benzese de, klonlar organlar derken bir süre sonra kendi yolunda gitmeye başladı.

Su an Se Joon'un yeni dizisini izliyorum. Burada da Romantic Doctor Teacher Kim'den bir oyuncu var;)

Beni olduğu kadar Se Joon'u da takip ediyorlar sanırım;)


20 Eylül 2017 Çarşamba

Romantic Doctor Teacher Kim

Unutulmaz bir dizi! İnanılmaz bir kurgu! Her bölüm ayrı bir heyecan, son bölüm de dâhil...
Zamanında diziyi uzatma derdine düşmüşler, 16 bölümden 20 bölüme çıkmışlar. Bir de özel bölüm... Bitti…

Keşke daha fazla uzatsalardı, bizim meşhur 'Arka Sokaklar' gibi sezon üstüne sezon çekse hiç üşenmeden izlerdim. Ve benimle birlikte bir sürü kişi daha;)
Aslında Kore dizileri böyle güzel, her şey tadında kalıyor. Ama... 
Ama izlerdik yani;)


Hastane dizilerini zaten severim, gerçekçi olurlar. Her şeyin nedensiz güzel olduğu pembe diziler gibi değil.

Bu diziyi sevmem sadece konusuyla ilgili değil, oyuncuları da çok sevdim. Hemşire Oh'u canlandıran oyuncuyu zaten seviyordum. Karakterini de çok sevdim; işini layıkıyla yapan, haksızlığa karsı durmakdan çekinmeyen, icabında üstlerine bile bağırabilecek kadar cesur bir kadın;)
Sınırıyla meşhur, bağırdığında başrol bile kedi gibi siniyor;)


Bir sahnesini anlatmak istiyorum; hasta yakınlarından biri 'Sağlık bakanlığında çok yakın bir arkadaşım var!' diye şikâyet etmekle tehdit ediyor. Ve hemşire alıyor sazı eline...
Bağırıp çağırarak söz konusu arkadaşla kendisini konuşturması için, telefonu burnunun dibine sokuyor. Köseye sıkışan adam da bir süre kem küm ediyor, sonra ise havlu atıyor;) Tanıdığı yok ki arasın;)

Demin başrolü zikrettik, hemen tanıtım yapalım; Üniversite hastanesi çalışanıyken, kovularak küçük bir hastaneye gitmiş koca yürekli cerrah;)
Kendi kontrolü dışında gelişen olayların hedefi olmuş; kendi adıyla sahte ameliyat belgeleri vardı mesela...
Bütün bunlara katlanırdı da, o sahte ameliyatlar için de kendi öğrencisi olmasa... Ameliyatın başarısız olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Böylece Doldam Hastanesine kapağı atar. Başkan 'Neden böyle yasıyorsun?' diye soru yönelttiğinde, 'Caddelerde hastane ararken  ölen kaç hasta var biliyor musun?' diye ağzının payını verdi. Ve devam etti; '. (Tam hatırlamıyorum.) Sen bunun aptallık olduğunu düşünüyor olabilirsin, ama bazıları buna romantik Diyor;)


Ve eskiden Gondoe'nin bugün itibariyle Daldam Hastanesinin Çılgın Balinası;)
Bir doktorun en büyük korkularından biri, elinden yaralanmasıdır herhalde. ...'da tam olarak öyle oluyor. Aradan 5 sene geçmesine rağmen tam olarak iyileşemiyor; TSSB'dan nasibini alıyor.

Oyuncusunu sevmediğim için, gözüme hoş gelen bir Gifini bulmaya çalıştım. Buldum lakin esas oğlan karışmadan duramamış;)
Ne yapalım, kızın en havalı sahnelerinden biri bu;)


Hayat kurtarmayı; tanınma ve parayla karıştıran Dong Joo... Daha ilk bölümden romantik sahne çekecek kadar cesur ve hata üstüne hata yapan bir saftirik;)

Kızı deli gibi sevmesine rağmen hastane için de profesyonel olmak için çaktırmamaya çalışıyor. Ama hiç beceremiyor, zora geldiğinde yapıştırıyor 'seni seviyorum'u;) 
Bu mimiğini de çok seviyorum:)


Bu ikilinin de bir sahnesini anlatayım; Hastane çalışanları şüphelenip, aralarında ne olduğunu soruyor. Seo Jung, Dong Joo'yla 5 yıl önce tanıştıkları için samimi olduklarını söylüyor. Tabii bu kuyruklu yalan... Bu yüzden Dong Jooo'nun morali bozuluyor ya:)
Önce sevdiği kıza doğru "seni seviyorum" diyor, sonra orada ki bütün elemanlara... Hatta kollarıyla kalp bile yapıyor namussuz:)
Sonra çalışanlar aradan çekiliyor, doya doya diyor:)

Personellerin en tatlısı, sürprizlerle dolusu, haksızlığa gelemeyeni, sevdiği kız uğruna üstüyle kavga edeni ve ne yazık ki karşılık bulamayanı; Bay Park;)


Ve boydguard, Bay Goo...
Anladık korumasında, o güç ne öyle? Kazık kadar adamların birine patates çuvalı gibi kaldırıyor, birinin de yumruğunu engelliyor. Ve nereden çağrılırsa çağrılsın süpersonik kulaklarıyla duyup, 1 saniye de geliyor. Her derde deva Goo;)


Son sözümü, favori ekibimin gifiyle yapayım. İste tüylerimi ürperten sahne;)